SBA Edebiyat 2010

Mart 31, 2009

Sözlü Anlatım

Filed under: Uncategorized — Samurka @ 9:12 pm

1. SÖZLÜ ANLATIMIN TEMEL KURALLARI
a. Konuşma, bir kez işitildiğinden dolayı dinleyicilerin ilgi duymaması durumunda önemini hemen yitirir. Metinleri ise, geriye dönmek ve tekrar okumak mümkündür.b. Konuşmacı, dinleyici grubun ve çevredekilerin dikkatini sağlama gereğini her zaman göz önüne almalıdır. Yazar ise, yazdığı sürece okuyucu kitlesinden uzaktır. Her dinleyici kitlesi, her topluluk; bir sorunun belirlenmesi, açıklanması için toplanır. Konuşmacı; dinleyici sayısını, ortalama düzeyini, öğrenim derecesini, özel ilgilerini vb. göz önünde bulundurmalıdır.c. Konuşma üslûbu, yazı üslûbundan faklıdır; konuşma, o anda anlaşılır olmalıdır. Çünkü dinleyenler, o şeyi anlamak için geri dönemez; o cümle üzerinde uzun uzun düşünemez; cümleyi anlaşılır şekle koymak için çalışamaz. Konuşmacının cümleleri; kısa, anlatımı basit ve yazı dilinden daha açık olması şarttır.ç. Sözlü anlatımda da, yazı türlerinden hiçbirinde önemi olmayan konuşmacının sesi, dikkate alınması gereken hususlardandır.
d. Konuşmacının anlatımının daha açık ve etkili olabilmesi için beden dili de son derece önemlidir.
2. DİKSİYON
Ses, insanın kişiliğini yansıtır. Gözlem yeteneği güçlü bir kimse, her hangi biri ile birkaç dakikalık konuşma sırasında, onun hangi özellikte bir insan olduğu hakkında genel yargıya varabilir.
Diksiyonda başarı; kişinin okuduğunu, söylediğini içinde duyabilme-sine, içinden geldiği gibi sıcak, içten söyleyebilmesine bağlıdır. Havasına gire-bilen bir kişi, söylediklerine bir anlam derinliği ve inceliği kazandırır. (S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 243)
Bazen bir tek kelimenin telâffuzu bile, o kişinin geçmişi, öğrenim derecesi, zihin faaliyeti ve yeteneği hakkında fikir verebilir. Ses; dalgınlık, kayıtsızlık, korkma, utanma, kibirlilik, kendini beğenme, dikkatsizlik, bünyece zayıflık vb. birçok özellikleri ortaya koyabilir. Aynı zamanda o kimsenin uyanık, yetenekli, dengeli, atak, makul, cesur olduğunu da gösterebilir. Kaba, pürüzlü, sert, haşin, genizsil, çok ince sesler; dinleyenler üzerinde iyi bir etki bırakmaz.Sesimizin niteliği hakkında bilgi sahibi olabilmek için kimi basit paragrafları yüksek sesle birçok kez okumak yararlıdır. Böylelikle sesimizin başkaları üzerinde bırakabileceği etkileri ve kusurlarımızı öğrendikten sonra, sıkı bir çalışmayla sesin az çok eğitilebilmesi mümkündür.
Bu alanda başarılı olabilmek için aşağıda belirtilen iyi bir konuşma sesinin niteliklerini bilmek gerekir.
* Canlılık* Sesin ayarlanması* Anlatımda değişiklik
* Temiz ve doğru söyleyiş
Hitabette galip gelen, kelimeler değil; kelimelerin nasıl söylendiğidir.
Karşılıklı konuşmanın ilk istediği şey açıklık ve bütünlüktür. Sözün ağızdan çıktığı anda anlaşılmasını sağlayacak bir telâffuz yeteneği, topluluk önünde konuşanlar için son derece önemlidir.
Dinleyiciler, hatibin sesinin tonundan ya da kalitesinden ötürü, hatip hakkında yanlış intiba edinirlerse büyük bir ihtimalle kabahat hatibindir. Sert, tiz ya da zayıf bir ses, gevşek bir telâffuz, hatibin mesajından çok şey eksiltir. Sözlü anlatım çalışmalarının ilk kısmında sesin yeterli ve uygun olup olmadığı kontrol edilmelidir.Ses doğru çıkaklarında çıkarılmalı ve iyi tınlamalıdır. Bazı sesler, tınısı bakımından kulağa hoş gelir; ama bazıları da ses tonunun iyi ayarlanamamasından ya da çok sert, çok tiz olduklarından kulağı tırmalar. Tınısız ya da donuk bir ses, inandırıcı olamaz ve beklenen etkiyi meydana getiremez. Bunun için çıkarılan ses, iyi ayarlanmış ve ahenkli olmalıdır. Söyleyişte en küçük bir yanlışa bile rastlanmamalıdır; ton değişikliği, duygu ve düşüncelerin bütün özelliklerini en iyi şekilde yansıtmalıdır.
Ses perdesinin düzeyi (esneklik); pes, orta ya da tiz olabilir. Esneklik, ses hacminin değişikliğe bağlı olan ses tonunu ya da perde değişikliğini kap-sar. Ses, yükseltildiği zaman hacimce büyür; alçaltıldığı zaman ise küçülür. Konuşmaların tekdüzelikten kurtulması için, ses hacminin ve perdelerinin karışık olarak kullanılması gerekir.
Sesin esnek olmasının şu anlamları vardır:
Kuvvetli ve yüksek ton: öfke, hoşnutsuzluk Tatlı ve biraz yükselen ton: sevgi, şefkat Hafif sesle orta ton : düşünce ve sükûnet Bir yukarıdakinin daha üstünde ton : ateşlilik ve ciddiyetKuvvetli bir sesle alçak ton: duygu ve düşüncede dayanıklılık Tatlı bir ses ve alçak ton: ağırlık Fısıltı hâlinde ton: sinsi ve aldatıcı bir durum
Sesin ton değişiklikleri, önemli yerleri vurgulamayı ve tekdüzeliği önlemeyi sağlar. Genel olarak konuşmaya orta bir tonla başlanır, ses yavaş yavaş yükseltilir.
3. İYİ BİR KONUŞMA SESİNİN NİTELİKLERİ

“Kişiliğiniz sesinizde gizlenmiştir.”
İnsan kişiliğinin bazı yönlerini en iyi ses, ele verir. Öğretmenlik ve askerlik bu konuda özel bir önem ve dikkat gerektiren mesleklerdir.
HER KALIBA DÖKÜLEBİLEN, AKICI VE DEĞİŞKEN BİR SES ELDE EDİLMELİDİR.
İyi bir konuşmanın özellikleri şunlardır:
d. Bükümlülük: Sesin; ton, hız ve anlam bakımından değişiklik göstermesidir.

4. KONUŞMA (DİKSİYON) YETERSİZLİKLERİ
Pek çok insanda konuşma yetersizlikleri görülür. Hatta, üniversite bitirmiş bazı insanlar bile doğru ve güzel konuşamaz.
Konuşma yetersizliklerini şu maddeler altında toplamak mümkündür:
a. Yöresel Ağızla Konuşma: Kelimeleri, kişinin yetiştiği çevrenin ağzındaki seslerle söylemedir.
Örnekler:
gidiyorum è gidiyom ya da gidim
merdiven è ayahçah
tas è üsküre
yuvarlanmak è gındırlanmak
çukur è kortik
Örnekler:
yönetmelik è yönetmenlik
porte è portre
Yukarıda sıralanan bu yetersizliklerin yanında, az da olsa bazı insanlarda sürekli bir yargılama yapamama, dağınık konuşma, gereksiz sözler söyleme, çekingenlik, kural bilmeme, sesleri yeterli olmama, konuşurken gereksiz el – kol, gövde hareketleri yapma gibi kusurlar da görülmektedir. (S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 232)
Bütün bu rahatsızlıklar, evde, okulda fırsat yakalandığında plânlı ve düzenli olarak çok konuşmakla giderilebilir. Ayrıca, doğru ve güzel konuşma şartları doğrultusunda konuşmaya önem vermek gerekmektedir.
5. DİKSİYON BOZUKLUKLARININ NEDENLERİ
Seslerin uygun çıkaklarına göre söylenmemesiyle oluşur. Konuşma dilinin sesleri, İstanbul ağzının seslerinden oluşmalı; yöresel (mahallî) sesler çıkartılmamalıdır.
Örneğin: Üç tip “k” sesinden söz edilebilir. Bunlardan ön damakta oluşan “k” (teK) ve art damakta oluşan “q” (taQ) seslerinden başka Anadolu ağızlarında gırtlağa yakın bir yerde boğumlanan bir “q’” sesi de vardır.
Yazı dilinde (Standart Türkçe) yalnız ilk iki “k” sesi vardır. Doğal olarak bu seslerin yanlış yerlerde kullanılması bir diksiyon bozukluğudur.
Vurgunun yanlış yere kaymasıyla ortaya çıkar. Vurgu, söze değer katar; dinleyicinin dikkatini çekerek anlamın kavranmasını kolaylaştırır; sesi, söyleyişi, sözdeki ezgiyi canlandırır. Vurgusuz bir konuşmada anlam yeterince belirmez ya da gereken etki sağlanamaz.
Vurgu yanlışlığı, anlamı değiştirebilir. Dilin en karmaşık ve keşfedilemeyen gizemlerinden biri olan vurgu konusunda var olan kurallar, şu ana kadar bütünüyle ortaya konulamamıştır.
Ses titreşimlerinin yükselip alçalması anlamına gelen tonun, cümle akışında uygun biçimde kullanılmamasıdır.
Tonlama, konuşma dilinde vardır, yazı dilinde yoktur. Çünkü tonlama, sese dayanan bir söyleyiş kuralıdır. Konuşmanın anlamını belirginleştirmek, duygulara açıklık kazandırmak için kelimeler, daha çok da ilk heceler; ezgili, canlı söylenir. Bu tür söylenişe Ton denir. (S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 242 / 243)
Tonlama, özellikle şu cümlelerde kendini daha çok belirginleştirir:
Durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır” (Tevfik Fikret’ten)
“Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ” (Mehmet Âkif ERSOY’dan)
“Ne mutlu Türküm diyene!..” (Kemal ATATÜRK’ten)
Beş çeşit tonlama yapılabilir:
(1) Düz(2) Yükselen(3) Alçalan(4) Yükselip alçalarak dalgalanan
(5) Alçalıp yükselerek dalgalanan
“En iyi, denizde yüzme öğrenilir.”,
“Sağlam, lâstik tamiri yapılır.”
Yukarıdaki cümlelerde ortaya çıkabilecek “en iyi deniz”, “sağlam lâstik tamiri” gibi bir algılamayı, ancak doğru yapılmış bir tonlama önleyebilir.
Söz içindeki heceler arasında belli belirsiz duraklar vardır. Sesler, heceler hâlinde çıkarılmasına karşılık bu duraklar konuşma esnasında hissedilmez. Türkçede temel kural, ünsüzle biten hecelerden sonra ünlü ile başlayan bir hecenin gelmesi durumunda, hecenin sonundaki ünsüzün sonraki heceye ulanmasıdır:
Örnekler:
ça-lış-kan > ça-lış-ka-nın
Doğal olarak, yazıda ayrı kelimeler hâlinde görülen cümleler de, söyleyişte farklı biçimlerle ortaya çıkar.
“İşinden eve dönen Ali yemekten önce duş aldı.” cümlesinin söylenişi
“İşinde/ neve/ döne / nAli/ yemekte/ nönce du/ şaldı.” şeklindedir.
Bir cümle içinde söylenen kelimeler arasındaki duraklar ve ulamalar ancak o dilin konuşurları tarafından hissedilebilir. Birkaç kelimenin birleşerek tek bir kelime hâline gelmiş gibi işitilmesi ulamanın sonucudur.
Açık ve net konuşabilmek endişesiyle her sözden sonra duraklanması, ulama yapılmaması kesik kesik bir konuşmaya yol açmaktadır. Bu da dilin doğal yapısına aykırıdır ve dolayısıyla bir diksiyon bozukluğudur. Nitekim, böyle bir konuşma, dinleyenlerde olumsuz ve rahatsız edici bir tepki yaratır.
Sesin cümledeki anlama göre perdelenmemesi, iniş çıkışlar göster-memesidir.
Vurgunun, anlamın, tonlamanın gerektirmediği yerlerde yapılan duraklamalardır.
Türkçede yazılan bütün harfler, kendi ses değerleriyle seslendirilmelidir. Bu seslerden bazılarını yutmak, söylememek bir diksiyon hatasıdır. Standart Türkçede (İstanbul ağzında) kalıplaşmış kimi kelimeler dışında genellikle acelecilikten kaynaklanan seslerin ya da hecelerin söylenmemesi yanlıştır.
Örnekler:
“yağı” yerine “yayı””daha” yerine “daa”
“geliyor” yerine “geliyo”

6. KONUŞMADA HIZ
Olağan konuşmalarda konuşma hızı (tempo) dakikada 125-175 kelime arasında değişir. Konuşmadaki ünlü sesler tonu meydana getirir. Bir ünlünün telâffuzu sırasında geçen süreye hece uzunluğu adı verilir. Hece uzunluğuna dikkat eden bir konuşmacı doğru yoldadır.
Konuşurken yapılan duraklamalar da büyük önem taşır. Dinleyenlere anlama fırsatı vermek, söyleneni vurgulamak, dinleyicilerden tepki beklemek amacıyla duraklanabilir. Bu duraklar, normal olarak kelime aralarında ve cümle sonlarında yapılan duraklardan daha uzun sürelidir. Konuşmacı, bunların süresini istediği gibi ayarlayabilir. Bütün bunlar da konuşma hızını etkiler. Sonuçta, 125-175 kelime / dakikalık bir hız normal kabul edilir. Bunun üzerindeki ya da altındaki hızlar, iyi bir konuşmacıya ait özellikler değildir.
7. KONUŞMADA TARTIM
Söz, duraklama, hece uzunluğu ve vurgunun birleşmesiyle ortaya çıkan düzenlemeye tartım adı verilir. Herkesin kendisine özgü bir tartımı vardır. Tartım, hareketi ve canlılığı ya da tersine durgunluğu ve cansızlığı ortaya koyabilir. Kelimelerin; yaya yaya, uzata uzata ya da kesik kesik, kopuk kopuk söylenmesi bir tartım kusurudur.

8. SOLUNUM VE SESLENME
Doğru bir solunum, iyi bir seslendirmenin temel şartıdır. Üç türlü soluma vardır:a. Üst göğüsten solumab. Göğüs boşluğundan solumac. Diyaframdan soluma
İyi bir seslendirme için en elverişsiz soluma, üst göğüsten yapılandır. Akciğerlerin en büyük ölçüde genişlemesini sağlayan, en çok hava depolayan, denetimi kolay ve ses mekanizması üzerinde olumsuz hiçbir etkisi bulunmayan soluma, DİYAFRAMDAN SOLUMA’ dır.
9. VÜCUT DİLİNİN KULLANILIŞI
“İyi bir görünüş, sessiz bir tavsiyedir.”
Vücut dilinin iyi kullanılmasında dikkat edilecek özellikler:
a. Aşırı derece dikkat çekici olmamak kaydıyla temiz ve güzel giyime sahip bulunma.b. Konuşma yerine, izleyicilere ruhen yaklaşma yöntemini benimseme.c. Konuşma boyunca sakin ve rahat bir duruşu koruma.ç. Sıkıcı hareketlerden kaçınma.d. Konuşurken alçakgönüllü olduğunu hissettirme.e. Konuşurken dinleyici ile göz temasında bulunma.
g. Jest ve mimikleri uyumlu olarak kullanma.
“Konuşma ruhun aynasıdır;
insan ne olduğunu konuşurken gösterir.”
10. TONLAMA ALIŞTIRMALARI
a. “Şimdi” kelimesini, sırasıyla aşağıdaki anlamları ifade edecek şekilde söyleyiniz. (Parantez içindeki cümlenin geldiğini düşününüz.)
Şimdi Ü (hemen)
Şimdi Ü (kafanı patlatacağım.)
Şimdi Ü (gelelim asıl konumuza.)
Şimdi Ü (diyelim ki sen şuradasın.)
Şimdi Ü (canım, sevgilim.)
Şimdi Ü (tövbe tövbe!)
Şimdi Ü (aşağısı sakal, yukarısı bıyık.)
Şimdi Ü (patlama!)
Şimdi Ü (ne desem bilmem ki…)
Şimdi Ü (işte her şey mahvoldu !)
b. Aşağıdaki cümleleri uygun şekilde tonlamaya çalışınız. Bu arada “şimdi” kelimesinin aldığı değişik tonları izleyiniz.
Daha fazla bekleyemem; ya şimdi ya da hiçbir zaman !Anlamadım, şimdi mi diyorsun ?Sonra değil, şimdi.Ne ! Şimdi diyen sen değil misin ?Şimdi mi ?. Kesinlikle olmaz.Sen şimdi onu bunu bırak da ötesinden söz et.
Şimdi buradaydı.
c. “Evet” kelimesini kendisinden sonra gelen kelimelerin anlamlarına göre söylemeye çalışınız.
Evet, kabul ediyorum.
Evet, öyle diyelim.Evet, olsa da olur, olmasa da.Evet, kesinlikle öyle.Evet, vay canına!Evet, çok iyi anlıyorum.Evet, burama geldi.Evet, anlat hele, sonra ne oldu?Evet, kaç defa söyleyeceğim.Evet, ama, başka türlü de düşünebiliriz.Evet, gerçekten de sevimli çocuk.Evet, Allah cezanı versin.
Evet, peki efendim hay hay!
ç. “Hayır” kelimesini kendisinden sonra gelen kelimelerin anlamına uygun şekilde söyleyiniz.Hayır, kabul etmiyorum.(normal sesle) Hayır, kabul etmiyorum. (öfkeyle) Hayır, öyle demedim. (üzüntülü)
Hayır, bir şey değil, başınıza dert açar.(kaygılı)
Hayır, yanılıyorsunuz, işin aslı şu. (uzatarak ve karşı çıkarak)
Hayır, izin vermiyorum. (çok kızgın)
Hayır, sana gücenir miyim? (sevecenlikle)
d. Aşağıdaki tekerlemeyi, alttaki anlatımları sağlayabilecek bir tonlamayla söylemeye çalışınız.
(1) Doğal, yansız bir sesle(2) Hayretle(3) Küçümseyerek(4) Hayranlıkla(5) Dedikodu edasıyla(6) Tiksinerek(7) Övünerek
(8) Kaygıyla
“Lüpçüler, lütfen lüzumlu lüzumsuz lâkırdıları bırakın da lüferinizi lüpleyin, lülelerinizi tüttürün.”
e. Yukarıdaki tekerlemeyi de, aşağıda belirtilen anlatım çeşitliliğini vurgulayacak şekilde tonlayınız.(1) Doğal(2) Azarlayarak, sevgisiz(3) Kibarlıkla(4) Tehditle(5) Öfkeyle(6) Azarlayarak, sevgiyle, yalvararak vb.
f. Aşağıdaki ünlemleri, kendilerinden sonra gelen sözlerin anlamlarına uygun bir eda ile tonlamaya çalışınız.
A, bak hele, kim gelmiş !
A, ne diyorsunuz ? (derin bir hayretle)
A, tadını kaçırdın ama…
A, daha neler ! Üstüme iyilik sağlık !
Ah, ben olsaydım.
Ah, seni dayak düşkünü seni !
Ah, yazık oldu emeklerime.
E, sonra ne oldu ? E, ne olmuş yani !
E, bak hele ! Vay küstah vay !
E, ne var ne yok bakalım ?
Eh, işte geçinip gidiyoruz.
Eh, haydi öyle olsun.
Eh, orasını sen bilirsin.
11. SÖYLEYİŞ YANLIŞLARI
YAZILIŞ YANLIŞ SÖYLEYİŞ DOĞRU SÖYLEYİŞ
ağz(ı), ağız(ı), ağz(ı)
ahize, ahi:ze, a:hize
akil , akıl, a:qil
alerji, allerji, alerji
alüminyum, aliminyum, alüminyum
Alp (kişi adı), Al’p, Alp
ambülans, ambulans, ambül’ans
antrenman, antreman, antrenman
arabesk, arabeks arabesk
asâ, a:sa: , asa:
asidi, asiti, asidi
atıf, a:tıf, atıf
ayar, a:yar, ayar
ciddî, citti:, ciddi:
Çekiç Güç’ün, Çekiç Güçün, Çekiç Gücün
dahi (da/de), da:hi, dahi
detektif, dedektif, detektif
direkt, direk, direkt
doküman, döküman, doküman
duhul, dühul, duhul’
duka, düka, duqaa
egemenlik, eğemenlik, egemenlik
egzoz, eksos, egzoz
emlâkçi, emlaqçı, eml’akçi
entelektüel, entellektüel, entelektüel
film, filim, film
gardrop, qardolap, gardırop
gazabı, gaza:bı, gazabı
gazete, gaste, gazete
hak etmek, hakketmek, haq etmek
hayır, ha:yır, hayır
herkes, herkez, herkes
hibe, hi:be, hibe
hukuku, huquğu, huququ
hulâsa, hul’asa:, hul’a:sa
ıstırap, ızdırap, ıstırap içtima, iştima:, içtima:
inkılâp, inkil’ap, inqıl’ap
inisiyatif, insiyatif, inisiyatif
jimnastik, cimnastik, jimnastik
kâğıt, qağıt, kağıt
karakter, qarekter, qaraqter
katil (öldürme), qa:til, qatil
kelime, keli:me, kelime
kesin, kesi:n, kesin
kompetan, qompedan, qompetan
komünizm, qominizm, qomünizm
kupür, küpür, qupür
lâik, l’a:ik, l’aik
lise, li:se, lise
mahzur, mahsur, mahzur
maiyet, ma:iyet, maiyet
makam, ma:qam, maqam
mantıkî, mantı:ki:, mantıqi:
marul, ma:rul, marul
mekanizma, makanizma, meqanizma
mevkisi, mevki:si mevqii
mevzisi, mevzi:si, mevzii
mizah, mi:zah, mizah
mubayaa, mübaya, mubayaa
muhalefet, muhalefet, muha:lefet
mukim, mu:kim, muqi:m
muvaffakıyet, muaffakiyet, muvaffaqıyet
mütevazi, müteva:zi, müteva:zı
müteahhit, mütayit, müteahhit
kontrol, qontrol, kontrol’
lâboratuvar, l’abaratuar, l’aboratuvar
loğusa, l’ohusa, l’oğusa
nüfuz, nüfus, nüfuz
orijinal, orjinal, orijinal’
panorama, panaroma, panorama
parlamento, parlemento, parlâmento
pitoresk, pitoreks pitoresk
program, proğram, program
rakip, ra:kip, raqip
sac (metal), saç sac
sahlep, sa:lep, sahlep
salık vermek, sağlıq vermek salıq vermek
sandviç, sandaviç, sandviç
sol (nota), sol, sol’
sun’î, su:ni:, sun’i:
tasfiye, tasviye, tasfiye
tokad(ı), toqat(ı), toqad(ı)
üniversite, ünüversite, üniversite
virtüoz, virtiöz, virtüoz
voleybol, veleybol, voleybol
yakından, yaqi:nen, yaqından yalnız, yanlız, yalnız
yanlış yalnış yanlış
zarif, za:rif, zarif
Zelanda, Zell’anda, Zel’anda
(zıt>) zıddı, zıttı, zıddı
k ð palatal, (ince) k
q ð art, (kalın) k
l’ ð palatal, (ince) l
t’ ð palatal, (ince) t
( : ) ð uzunluk

12. VURGU VE ÇEŞİTLERİ
a. VURGU
Bir hecenin diğer hecelere, bir kelimenin diğer kelimelere göre daha etkin söylenmesine denir. Hatta, bir cümlenin diğer cümlelere göre daha şiddetli söylenmesi de vurguyla ilgilidir.
Duygularımızı daha iyi canlandırmak, düşüncelerimizin daha kolay anlaşılmasını sağlamak, dinleyenleri etkileyebilmek için konuşmalarımızda sesimiz yer yer alçalır, yükselir. Hecenin diğer hecelerden, kelimenin diğer kelimelerden daha baskılı söylenmesine, okunmasına Vurgu denir. Vurgu, anlatılanların değerini, önemini artırır; dinleyenlerin dikkatini, canlı ve uyanık tutar, ilgisini çeker. Söz, vurgu ile müzik güzelliği kazanır.
Vurgusuz konuşma; cansız, etkisiz, sıkıcı, bozuk bir konuşmadır. Güzel konuşma, bir yönüyle vurgulu konuşmadır. (S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 238)
(a) Pekiştirme Vurgusu: Duygu ve düşüncenin şiddetini ifade eder.
(b) Ahenk Vurgusu: Daha çok hitabet ve şiir okuma sırasında başvurulan, sözün tesir ve ahengini artıran vurgudur.
Doğal vurguyu yanlış kullanan, Türkçe konuşmuş sayılmaz. Doğal vurgu yönünden Türkçe; mülâyim bir dildir. Vurgulu ve vurgusuz heceler arasında fazla şiddet farkı yoktur. Bu bakımdan vurgulu hece, kolayca fark edilmez. (Z. KORKMAZ – A. C. ERCİLASUN – İ. PARLATIR, Türk Dili ve Kompozisyon Bilgileri, s. 82 / 83)
(2) Grup vurgusu
(3) Cümle vurgusu
Yukarıdaki doğal vurgu çeşitlerinden, özellikle “Kelime Vurgusu” üzerinde durmalıyız.
Son hecesinde vurgu görülmeyen kelimeler ve sebepleri:
(Sonu “stan” la biten kelimelerde vurgu son hecededir: Türkistan, Pakistan, Kazakistan vb.)
(Z. KORKMAZ – A. B. ERCİLASUN – İ. PARLATIR, Türk Dili ve Kompozisyon Bilgileri, s. 82 – 86)
Vurgu değişince anlamı da değişen bazı kelimelere örnekler:
Kurtuluş: (Kurtulma, bağımsızlık)
kartal: (Bir kuş cinsi)
yalnız: (Sıfat ya da zarf. Örnek: Yalnız Efe)

13. KONUŞMA ÇEŞİTLERİ
* Günlük konuşma.
* Sohbet.
* Tanışma ve tanıştırma konuşması.
* Bir soruya karşılık verirken yapılan konuşma.
* Kutlama konuşması.
* Özür dileme konuşması.
* Yol sorarken yapılan konuşma.
* Telefonla konuşma.
* Büyüklerle, görevlilerle konuşma vb.
* Toplu konuşma.* Hikâye, masal anlatma.* Anı, olay anlatma.* Duyuru yapma.* Bir topluluğa birini tanıtma konuşması.* Bir iş yerinin açılış konuşması.* Temel atma konuşması.* Bir aleti tanıtma konuşması.* İş teklifi konuşması.* Bir grubun, derneğin, kurumun sözcülüğü konuşması.* Kitap, sanat ya da mimarî eseri tanıtma konuşması.
* Konferans konuşması vb.
* Açık oturumda yapılan konuşma.* Panelde yapılan konuşma.
* Kitle tartışmasında (forum) yapılan konuşma.
* Sempozyumda yapılan konuşma vb. (S. SARICA – M. GÜN-DÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 217 – 220)
14. HAZIRLIKSIZ KONUŞMA
Söylenecek sözlerin plânını yapmak için zamanın bulunmadığı, ansızın yapılan konuşmalar, hazırlıksız konuşmalardır. Öğretmenin, öğrenciye yönelik sorduğu soruların cevaplanması sırasında yapılan konuşma hazırlıksız konuşmaya örnektir. Ayrıca, toplumsal ilişkilerde ihtiyaç doğduğunda yapılması gereken konuşmalar da hazırlıksız konuşmalardır.
Hazırlıksız konuşma için, önceden bilgi ve deneyim gerekmektedir. Eğer konuyla, olayla vb. durumlarla ilgili önceden bulunması gereken bilgi ve gözlemler yoksa, hazırlıksız konuşma yapılamaz.
Örnekler:
İki insanın arasını bulmak için yapılan konuşmalar.Miting kürsülerinde anîden yapılması gereken konuşmalar.
Trafik kazalarında şahit durumundaki insan tarafından kazanın boyu-tunu ortaya koyan konuşmalar.
15. HAZIRLIKLI KONUŞMA
Plân doğrultusunda yapılan konuşmalardır. En az birkaç saat, mümkünse birkaç gün, hatta birkaç hafta öncesinden tasarlanılarak yapılan konuş-ma türleridir.
Öğretmenin ya da öğrencinin anlattığı ders.Bilimsel herhangi bir konu hakkında verilen konferans konuşması.Kitle önünde yapılacak bir nutuk.Grup ya da sınıf içinde önceden plânlanan bir konu üzerinde tartışma ya da münazara.Güncel olay ve konularla ilgili yapılan açık oturum.Sempozyum bildirisi (tebliği).
Panel konuşması vb.
16. SÖZLÜ ANLATIM TÜRLERİ
Hazırlıklı ve plânlı konuşma türlerindendir. Herhangi bir bilimsel alanda, topluluk karşısında yapılan konuşmalara Konferans denir. Konferansı verecek kişi, kelimelerin telaffuzuna, (diksiyona) ve dil bilgisi kurallarına dikkat etmelidir. Verilmek istenen düşünceler; açık, anlaşılır ve orijinal olmalıdır.
Konferans verilirken konuşmacı, yazdıklarını kâğıttan okumamalıdır. Sanki, söyleşi yapıyormuş gibi konuşmalıdır. Arada sırada, yeri geldiğinde kâğıda bakmalıdır. Konuşmacı, gözlerini dinleyicilerin üzerine çevirmeli, böylece onların kendisini ilgiyle izlemelerini sağlamalıdır. Ayrıca, konuşmacı; temiz giyinmeli, ciddî olmalı, kibar davranmalı, güzel konuşmalıdır. Ses tonunu yerine göre ayarlamalı, vurguyu iyi yapmalıdır. Konferans verilmeden önce, bir başkası konferansçıyı bütün özellikleriyle dinleyicilere tanıtmalıdır. (S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 276)
Konuşmacı; dinleyicileri sıkıcı ve bıktırıcı söz ve tavırlardan uzak durmalıdır. Ayrıca, el, yüz ve vücut hareketlerini konunun anlamına uygun olarak yerinde ve uyumlu yapmak zorundadır. Hatiplik yeteneği olmayan konuşmacıların, vereceği konferansın etkisiz ve başarısız olacağı da unutulmamalıdır.
Konferansta dikkat edilecek bir diğer özellik de zamana uymaktır. Bir saati aşan konferansların dinleyici üzerinde etkisinin azaldığı bir gerçektir. Konferansçı, bu gerçeğe dikkat etmeli, bir saatten az bir sürede konferansını bitirmelidir. Ayrıca, konferansçı; yersiz, taşkın el ve kol hareketlerinin konuşmanın değerini düşürdüğünü unutmamalıdır. (K. GARİPOĞLU, Kompozisyon Bilgileri, s. 29)
Konferans hazırlanırken öncelikle yapılması gereken iş, konferansın sunulacağı konuda geniş bir kaynak taramasına girişmek olacaktır. İncelenecek konuda ansiklopedilerden başlayarak değişik yazı ve incelemeler gözden geçirilmeli, böylelikle sağlam ve derli toplu bir malzeme hazırlanmalıdır. Bu malzemeye konferansçı kendi görüş ve düşüncelerini de katarak öncelikle konferansın plânını düzenlemelidir.
Bilimsel toplantılarda söylenen ve akademik hitabet türüne giren söylevler (nutuklar) de konferans sayılır. (H. F. GÖZLER, Türkçe ve Edebiyat Bilgileri, s. 549)

Konferans plânı şöyle düzenlenebilir:
(a) Hitap cümlesi.(b) Konunun sunuluşu.(c) Konferansın amacı.(ç) Konunun açılması ve anlatılması. (d) Sonuç.(e) Sorular ve cevaplar.Konuşmaya, konferansı düzenleyenlere ve dinleyicilere saygı bildiren ve iltifat edici sözlerle başlanmalıdır. Sonra konunun çerçevesi çizilmeli ve ortaya konmalıdır. Bundan sonra konuşmacı, amacına göre konusunu açmalı, o konudaki çeşitli görüşleri kırıcı ve tahkir edici olmayan ifadelerle belirtmelidir. Konuşmacı, bayağı ve argo sözler kullanmaktan kaçınmalıdır. Zaman zaman canlı örnekler ve fıkralarla, konuşma tarzının değiştirilmesiyle, ses tonuna verilecek iniş ve çıkışlarla dinleyicilerin dikkatini ve ilgisini uyanık tutmaya çalışmalıdır.Konferansta bir konunun bütün yönlerinin ve ayrıntılarının verilme-sinin mümkün olmadığı unutulmamalıdır. Konuyu fazla dağıtmak, dinleyicinin konuşmayı takip edememesine neden olur. Çok fazla ayrıntı, herkesi aynı ölçüde ilgilendirmeyeceği için dinleyiciyi sıkar.
Konferans, anlatılanların kısaca özetlenmesi, maksadın verilmesi ve dinleyicilere saygı ve iltifat eden sözlerle bitirilmelidir. Sorulacak sorular da kısaca ve soranı incitmeden cevaplanmalıdır.
Belirli bir konuyu aydınlatmak amacıyla, bilim adamı ve araştırıcıların bir araya geldikleri ve konunun bir bilim adamı ya da ekip tarafından sunulduğu ve tartışıldığı toplantıdır.
Belirli bir konuyu, bu konuda yetişeceklere öğretmek amacıyla yapılan etkinliklerdir.
(4) PANEL
Bir konuşmacı grubunun dinleyiciler önünde, genellikle bilimsel, sosyal ya da siyasî bir konuyu tartışmak amacıyla yaptıkları toplu görüşmelerdir.
Panelde bir başkan bulunur. Başkan, konuşmacıların ortasında yer alır. Konuşmacılar, bir masanın çevresinde toplanırlar. Panelde en az üç, en çok altı konuşmacı bulunur. Genellikle, küçük salonda ve az bir dinleyici önünde yapılan panellerde mikrofon bulunmaz. Ama, geniş bir topluluk önünde panel yapılacaksa konuşmacılar, mikrofon kullanmak zorundadır.
Panel tartışması sonunda dinleyiciler, konuşmacılara konuyla ilgili çeşitli sorular sorabilirler. (S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 266)
Belirli bir bilim dalındaki gelişmeleri, belli bir bilgi düzeyine sahip kimselere tanıtmak amacıyla düzenlenen ve konunun değişik bölümleri, bu bilim dalında otoritesi ve yeteneği kabul edilen kişiler tarafından açıklanan toplantılardır.
Yüksek öğretim kurumlarında lisans / lisansüstü öğrenci ve öğreticilerin katılımıyla yapılan seminerler, bu tanıtımın dışındadır. Bunlar yüksek öğretim kurumlarında, öğretim üyesinin yönetimi altında, öğrencilerin yaptıkları araştırmalarla ilgili rapor hazırlama, tartışma biçiminde yürütülen toplantılardır.
Belli bir konuyu aydınlatmak amacıyla, bilim adamı ve araştırmacıların bir araya geldikleri ve konuşmacıların konunun belirli bölümlerini sundukları, tartışmalı toplantılardır. Bir başka deyişle; ortaya konan konu hakkında aynı oturumda, çeşitli kişilerin yaptıkları açıklamalı konuşma türüdür. (S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 271)
Bildiri sahiplerine ayrılan zaman oldukça kısadır. On dakikalık bir sürede 1500-2000 kelime kullanma şansı vardır. Buna göre, hazırlanacak bildiri, dört sayfayı geçmemelidir. Cümleler, kolay anlaşılır biçimde düzenlenmelidir. Metni yazmadan önce ana başlıklar vurgulanmalıdır. Sunulabilecek yansı sayısı da 5-6 civarında olmalıdır. Ayrıca, bildiri metni, yayımlanmaya uygun biçimde hazırlanmalıdır.
Sempozyumda her konuşma, ayrı bir hazırlıktır, fakat birbirini tamamlayıcı söyleşi ve içtenlik havası vardır. Konuşmalardan sonra konuşmacılar, birbirlerine konu ile ilgili sorular sorabilirler. Böylece sempozyumdan “panel” e geçilir. Daha sonra da tartışmalara seyirciler de katılırsa panelden “forum” a geçilmiş olur. (S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s.271)
Bildiri metni, şu bölümlerden oluşmalıdır :
(a) Giriş: Araştırılan sorunun tanıtılması ve neden bu konunun ele alındığı, çalışmanın diğer çalışmalar arasındaki yeri. (yarım sayfa)
(b) Deney: Malzeme ve yöntemin tanıtımı. (bir sayfa)
(c) Bulgular: Bildirinin en önemli bölümüdür. Dinleyiciler tarafından beklenen yeni bilgi, belge ve önerilerin açıklanması ve tartışılması.
Bildiri, konferans ile büyük ölçüde bir benzerlik gösterir. Bildiri, öncelikle bilimsel bir yazı türüdür. Oysa konferansta, bilimsellik yanında popüler bir hava söz konusudur.Bildiride her şeyden önce aranan özellik, bilimsel bir yenilik getirmiş olması ve orijinal bir konuyu ele almış bulunmasıdır. Bunun yanında bildiri, bilinen bir konuya yenilik getirme, değişik görüş ve düşüncelerle yeni tezler ortaya koyma, bu tezleri bilimsel delillerle doğrulama ya da bir önceki tezi çürütme gibi özellikleri de bünyesinde taşır.Bu değerlendirmeye göre, bildiriyi kısaca bilimsel bir konuda yenilik getirmek, orijinal bir buluş ortaya koymak amacıyla kaleme alınmış bir yazı türü olarak tanımlamak yerinde olacaktır.Bildiri de konferans gibi bir dinleyici topluluğu önünde okunur. Ancak bildirinin sunulduğu topluluk, o konuda az çok uzmanlaşmış kişilerden oluşur.Ayrıca, bildiride de konferans gibi konuşma ve hitap etme becerisi gözetmek gerekir. Konferansta zaman zaman hazırlanan metinden uzaklaşma söz konusu olabilirken bildiride metne bağlı kalma esastır.Konferansta sözünü ettiğimiz konuşmanın bitiminde yer alan soru ve cevap bölümü, bildiride konu çerçevesinde tartışma olarak ayrı bir özellik gösterir. Bildiriler, genellikle yayımlanan bir yazı türüdür. Bazen yabancı dillerde de yayımlanabilir.Bildiriler hazırlanırken kullanılan dil, uzmanlık dalının gerektirdiği terimler ve ifade yapısı ile de konferanstan büyük ölçüde farklılık gösterir.Son olarak, bildiride varılan sonuçlar ve ana noktalar özetlenerek ana düşünce bir kez daha vurgulanmalıdır.
Üzerinde çalışılan metin; aralıklarla gözden geçirilmeli ve gerekli düzeltmeler yapılmalı, konuya hakimiyet sağlanmalıdır. Metnin, kartlara aktarılması daha yararlıdır.
Konusunda uzman kişilerin bir masa çevresinde toplanarak tartışmasına Açık Oturum denir. Açık oturumda tartışılacak konu, toplumun tümünü ya da bir bölümünü ilgilendirmelidir.
Açık oturum; bir salonda izleyici önünde ya da televizyon ve radyoda dinleyici önünde yapılmaktadır. Açık oturumda izleyicilerin sorularını almak ve cevaplamak da mümkündür. Bu takdirde açık oturum, “forum” a dönüşmektedir. Televizyon ve radyodan tartışmayı izleyen kişiler, açık oturuma telefon sorularıyla katılabilir. (K. GARİPOĞLU, Kompozisyon Bilgileri, s. 33)
Açık oturum bir “başkan” tarafından yönetilir. Konunun ortaya atılması, giriş konuşmasının yapılması, soruların düzenli olarak sorulması vb. durumlar başkanın idaresinde yapılır. Bu nedenle, başkan, açık oturumdan önce plân yapmak zorundadır. Ayrıca, başkan; tartışma sırasında meydana gelebilecek tatsız ve çirkin saldırıları da önlemelidir. Oturum sonunda ise, ortaya çıkan karşıt ya da aynı düşünceleri özetleyerek oturumun genel değerlendirmesini yapmalıdır. Bu nedenle başkan, açık oturumun temel ögesidir.
Açık oturumda bir yarışma havası yoktur. Başkan, konuyu belirtir, konuşmacıları tanıtır. Ele alınan konu ile ilgili bilgileri verir. Sonra konuşmacılara ara ile sorular yöneltir. Konuşmacılar da görüşlerini belirtirler. Gerekli bilgileri verirler. Bu arada diğer konuşmacılar da konuşmakta olanın sözlerini özenle dinleyip, gerekli notu alırlar. Gerekirse, konuşmacının bazı görüşlerine katılmadıklarını nedenleri ile birlikte belirtirler. (S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 271)
Oturuma katılacak kişilerin konularında iyi hazırlanmış olmaları açık oturumun kalitesini artırır. Ayrıca, konuşmacıların diğer konuşmacılar ve izleyiciler karşısında saygılı olmaları da çok önemlidir.
(1) MÜNAZARA
Herhangi bir konu üzerinde zıt düşüncelerin karşılıklı olarak savunul-masına Münazara denir. Münazarada önemli olan “savunma” dır. Taraftarı az olan bir düşünce, iyi savunulduğu zaman çok kişi tarafından takdir edilebilir.
Münazara için genellikle üçer ya da dörder kişilik iki grup kurulmalı-dır. Gruplardan birisi işlenecek konuya olumlu, diğeri ise olumsuz yönden savunmalıdır. Yani, bir grup “tez”, diğer grup ise “antitez” i almalıdır. Ayrıca, münazara yapacak kişileri değerlendirecek bir “jüri” seçilmelidir. Jüri, ya başlangıçta ya da münazara yapılacağı gün seçilebilir.
Olumlu tezin savunulması, olumsuzdan daha kolay olduğu için, konuşmaya, olumlu tezi savunan gruptan biri başlamalıdır. Konuşmacıların savunmalarının gücü kadar, taraflı ve tarafsız dinleyicilerin gösterilerinin de jüri üzerinde etkisi bulunur. Ancak, taraf tutan dinleyicilerin, karşı taraf konuşmacılarının moralini bozacak nitelikte gösteride bulunmaları doğru değildir. (K. GARİPOĞLU, Kompozisyon Bilgileri, s. 31)
Münazaraya katılacak kişilerle, jüri üyeleri münazara tekniği konusunda bilgilendirilmelidir. İki grup da kendi aralarında iş ve konu bölümü yapıp münazara gününe kadar hazırlıklarını tamamlamalıdır. Konuşmacılara, araştırma için en az 2-3 hafta süre verilmelidir.Gruptaki her kişi savundukları konunun değişik alt konuları hakkında konuşmak zorundadır. Birden fazla kişi, aynı alt konuyu savunamaz. Münazarada yazılı metne bakarak okuma olmaz. Savunulan konu; sözlü ele alınmalıdır. Konuşmacıların, konularını bir kâğıda yazıp okumaları çok yanlıştır.Münazarada etkili savunmanın önemli olması gibi, belli zaman içinde konuşmak da önemlidir. Bu nedenle konuşmacılara eşit zaman dilimleri verilmelidir. Bu zaman, genellikle 5-15 dakikadır.
Ayrıca, münazarayı izleyen grup da çok önemlidir. Konuşmacılar; konularını savunurken izleyicilerin büyük bir sessizlikle konuları dinlemesi gerekmektedir. Konuşmacıların tutarsız bir düşüncesi, yanlış yerde yapılmış bir mimik hareketi izleyicilerde tepkiye neden olmamalıdır. İzleyiciler savunulan düşüncenin doğruluğunu ya da yanlışlığını onaylayacak davranışlardan uzak durmalıdır. Ancak, böylece jürinin doğru ve tarafsız değerlendirmesi mümkün olur.
Jürinin, değerlendirmede dikkat edeceği özellikler:
(a)Türkçeyi kullanma gücü. (Diksiyon, vurgu, tonlama, kelime hazinesi, cümle kurma vb.)(b) El, kol ve yüz hareketlerini yerinde kullanma.(c) Savunmada inandırıcı olma. (Belgeler, istatistikî bilgiler, resimler, gazete ve dergi haberleri, güncel olaylarla örnekleme vb.)
(ç) Konuşmacıların fizikî özellikleri. (Temiz ve düzenli kıyafet, saç, sakal tıraşı vb.)
Örnek Münazara Konuları:
Çok gezen mi çok bilir, çok okuyan mı?İlk insanlar mı daha mutludur, günümüz insanı mı?Savaşta bilgi mi üstündür, kılıç mı ?Toplumun ilerlemesinde kadın mı, erkek mi daha önemlidir?Başarıda çalışmak mı, şans mı önemlidir? Kalkınmada köyden mi, kentten mi başlamalı?İklim; insanın kişiliğini değiştirir mi, değiştirmez mi?Turizmin gelişmesinde para mı önemli, eğitim mi?Uygarlığın gelişmesinde sanat mı, bilim mi önemlidir?Ormanların korunmasında yasalar mı, çevre bilinci mi etkili olur?Çocuk eğitiminde aile mi, okul mu etkilidir?Başarıya ulaşmak için zekâ mı, çalışmak mı önemlidir?Para; her kapıyı açar mı, açmaz mı?Çocuk eğitiminde anne mi, baba mı daha önemlidir?Ülkenin kalkınmasında tarım mı, sanayi mi önde tutulmalıdır?Ailede kadın çalışmalı mı, çalışmamalı mı?İnsan mı doğaya, doğa mı insana hâkimdir?İnsana suç işleten kendisi midir, toplum mu?Ülkeyi kalkındıracak olan para mıdır, eğitim midir?Ülkenin hızlı kalkınmasını sağlayan kamu sektörü müdür, özel sektör mü?Çocuk eğitiminde çevre mi, aile mi etkilidir?Atomun bulunması insanlık için yararlı mı, zararlı mı olmuştur?Bir toplumun gelişmesinde sinema mı, tiyatro mu etkilidir?
Savaşlar yapıcı mıdır, yıkıcı mıdır?
(S. SARICA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 271)
Herhangi bir sosyal konu ya da sorun üzerinde, uzman kişi ya da kişilerle yapılmış konuşmaları yansıtan yazı türüne denir. Toplumun tamamını ya da bir kısmını ilgilendiren her alanda “görüşme” yapılabilir. Bu tür yazılar, genellikle gazete ve dergilerde yayımlanmak için hazırlanmaktadır. (S. SARI-CA – M. GÜNDÜZ, Güzel Konuşma Yazma, s. 278)
Görüşme yaparken ve yazarken dikkat edilecek özellikler şunlardır:
(a) Görüşmenin konusu ilgi çekici ve toplumsal açıdan önemli olmalıdır.(b) Hangi alanda ya da konuda görüşme yapılacaksa, o alanın ya da konunun uzmanları seçilmelidir. Görüşme için, mümkün olduğunca birinci kaynak kişi ya da kişiler tercih edilmelidir.
(c) Görüşmeye katılacak kişi ya da kişilerle ön görüşme yapılmalıdır. Bu ön görüşmede (telefon ya da mektupla da olabilir.), görüşmenin amacı ve özellikleri belirtilmelidir. Özellikle, görüşmeye katılacak kişiye ne zaman, nerede görüşme yapılacağı hakkında bilgi verilmelidir.
(ç) Görüşmeyi düzenleyen kişi, görüşme başında nazik bir ifadeyle konuya giriş yapmalıdır. Örnek: “Sizi / sizleri, buraya kadar yorduğum, kıymetli zamanlarınızı aldığım için özür diliyorum. Şimdiden vereceğiniz bilgiler için size / sizlere çok teşekkür ederim.” gibi.
(d) Görüşmeyi düzenleyen kişi, görüşmenin sonunda da yine nazik ve kibar bir ifade kullanmalıdır. Örnek: “Verdiğiniz önemli bilgiler için size / sizlere çok teşekkür ederim.” gibi.
(e) Görüşmeyi düzenleyen kişi, soracağı soruları önceden plânlamalıdır. Konunun ya da olayın bütün boyutlarını yansıtacak şekilde sorularını özenle seçmelidir.
(f) Görüşmeye katılan kişi ya da kişilerin duygu ve düşünceleri olduğu gibi yazıya geçirilmelidir. Bu nedenle, görüşme teyp ya da video kasetine alınmalı; daha sonra kasetteki ifadeler yazıya çevrilmelidir.
Genellikle tatil aylarında düzenlenen ve belirli bir konunun sunul-masını, tartışılmasını ya da öğretilmesini amaçlayan etkinliktir.
17. HİTABET ÇEŞİTLERİ
a. Siyasî Hitabet: Asıl yeri Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüleridir. Ayrıca, seçim dolayısıyla yapılan konuşmalar da bu gruba girmektedir.
b. Askerî Hitabet: Askerî hitabetin hedefi; vatan savunmasının gerektiği zamanda icap eden şerefli, kutsal vazife için askeri teşvik, ma’nen kuvvetlendirmektir. Cümleler kısa, yiğitçe, en cahil neferlerin bile kolayca anlayacağı tarzda açık, kesin olmalıdır. ATATÜRK’ün meşhur bir hitabesinde olduğu gibi, askerî hitabet anlamca kuvvetli bir ifade ile biter. “Ordular! ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” Askerî hitabet garnizonlarda yapıldığı zaman sözlüdür. Fakat, savaş zamanlarında genellikle yazılı olarak kıt’alara gönderilir.
c. Hukûkî ya da Adlî Hitabet: Mahkemelerde yapılan savunmalar, savcıların iddianameleri bu çeşittendir.
18. ETKİLİ ANLATIMIN NİTELİKLERİ
İyi bir yazı ve konuşmanın üç özelliği vardır :
b. Açıklık
c. Etkililik
Doğruluk ve açıklık; iyi bir yazı ve konuşmada mutlaka gereklidir. Sözün doğru ve açık olması için “garabet” ve “aykırılık” gibi anlatım bozukluklarından uzak durulmalıdır. Ayrıca, “eksiklik”, “fazlalık”, “sıra yanlışlığı” ve “uyumsuzluk” gibi cümle bozukluklarına yer verilmemelidir. Bu hataların asıl sebepleri olarak; az okuma, genel kültür noksanlığı, dikkatsizlik olarak karşımıza çıkar. (Z. KORKMAZ – A. B. ERCİLASUN – İ. PARLATIR ve diğerleri, Türk Dili ve Kompozisyon Bilgileri, s. 202)
Bozuk cümlelerin üzerinde ne kadar durulursa durulsun, bir kimseye doğru ve açık anlatım yeteneği kazandırılamaz. Türkçeyi iyi kullanmak isteyen bir insan; dil ve edebiyatımızın usta kalemlerini bol bol okumalıdır. Etkili anlatım ise, ancak doğru ve açık anlatım yeteneğini kazandıktan sonra elde edilebilir. Sözlü anlatımda ses tonunun iyi ayarlanması da ayrıca gerekir. Edebî sanatları kullanabilmek ise hem öğrenmeye, hem de özel yeteneklere bağlıdır.En eski devirlerden günümüze kadar önder insanların diğer insanlardan bazı yönleriyle ayrıldığı bir gerçektir. Bu yönler; ileri görüşlülük, üstün zekâ, millî tarih ve millî kültür bilincinin yüksekliği vb. dir. Bütün bu özelliklerin ötesinde ve öncesinde bir başka özellik daha vardır. O da, hitabet sanatına sahip olmalarıdır. Kemal ATATÜRK, Hamdullah Suphi TANRIÖVER, Abraham LİNCOLN, Roosevelt, Hitler, Mussolini gibi Türk ve dünya hatipleri, kitleleri peşlerinden sürükleyen büyük hatiplerdir.Biyolojik ve psikolojik yönlerden konuşma özürlü değilse, her insan konuşur. Ama, her insan etkili konuşamaz. Toplumsal ilişkilerin daha sağlıklı, daha verimli olmasında etkili konuşmak tartışılmaz derece önemlidir. Pek çok insan bu önemi bilmesine rağmen, etkili konuşma gayreti içinde görülmez.
Aslında, etkili konuşma; iyi eğitim ve güçlü bilgi zenginliğinin yanında doğuştan gelen özel bir yetenektir. İnsan, toplum yararına bu yeteneğini uygun ortamlarda daha yararlı hâle getirebilir.
Etkili konuşmak için şu kavramların içerdiği anlamları
iyi bilmek gerekir:
a. ARTİKÜLASYON: Ağzımızı açmak, dudaklarımız kımıldatmak ve insanların anlayacağı kelimeleri oluşturmak için ses organlarını kullanabilme yeteneğine sahip olmak gerekir. Eğer, ses organlarından bir ya da birkaçı sağlıksız ya da noksan ise etkili konuşma yapılamaz. Hatta, bu durumdaki insanlar normal konuşmayı bile beceremez.
Artikülasyon sırasında kelimeler; açık ve net bir şekilde, mırıldanmadan, yutmadan çıkarılmalıdır.
Yanlış telaffuzu gidermenin üç yolu vardır:
(1) Etkili konuşma yapan insanları (Televizyon sunucuları ve hatipler vb.) dikkatle dinlemek.(2) Telaffuzunda şüpheye düşülen kelimeleri, imlâ (yazım) kılavuzları ve sözlükler aracılığıyla doğru yönüyle öğrenmek.
(3) Telaffuzda dikkat edilecek bir özellik de yöresel ağız ifadelerinden kaçınmaktır. Yazı dili olan İstanbul ağzı ile konuşmaya önem vermek gerekmektedir.
c. DİL BİLGİSİ: Her dilin kendine göre kural ve özellikleri vardır. Dil, kuralları dışında kullanıldığında şekil ve anlam yönünden bozukluklar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, etkili konuşma yapacak kişi; dil bilimci kadar olmasa bile konuştuğu dilin kurallarını öğrenmelidir. Hatip; dilinin ses, şekil, anlam ve cümle yapısını bilmek zorundadır. Onun için hatip, dil eğitiminden geçmeli ve çok okumalıdır.
Ayrıca;
* Özellikle yemeklerden sonra can sıkıcı konuşmalar yapmamak gere-kir.* Çok süratli (makineli tüfek gibi) konuşmalarda anlamın kaybolduğu unutulmamalıdır. Dinleyicinin düzenli not alması sağlanmalıdır.
* Konuşmacı; düzgün nefes almalı, konuşmadaki ana ve alt düşüncelere göre, gerekli yerlerde durmalı, nefesini düzenlemelidir.
d. DURAKLAMA: Duraklamalar, konuşmada noktalama işaretleri anlamındadır.
Şu özellikler dikkate alınarak duraklama yapılmalıdır:
(1) Dinleyicilerin konuşma metnini değerlendirmesi için.(2) Metnin anlamına uygun gerekli vurgu ve tonlamaları yerinde yapabilmek için.(3) Konuşmacının kendisinin dinlenmesi ve kolay nefes alması için.
(4) Konuşmacının kendisinin bir sonra söyleyeceği düşüncelerin plânını yapabilmesi için.
e. SES TONU: Sesin alçalıp yükselmesi, azalıp çoğalmasıdır. Değişik ses tonlarını çıkarmak konuşmayı daha ilgi çekici ve anlamlı yapar. Konuşmaya renk ve çeşit kazandırır. Böylece, konuşma tekdüzelikten (monotonluktan) kurtulmakta, dinleyicinin ilgisi çekilmektedir.
19. ETKİLİ KONUŞMADA DİKKAT EDİLECEK GENEL ÖZELLİKLER
a. Pandomim (Vücut hareketleri ile konuşma) yapar gibi vücut hareketleri kullanılmalıdır.
b. Konuşma sırasında en rahat duruş alınmalı, vücut ağırlığı her iki ayak üzerine dengelenmelidir.
c. Konuşma sırasında boyun, bel ve bacaklar dik tutulmalıdır.
d. Konuşma sırasında, belirli bir yere çakılıp kalınmamalı, gereğinden fazla da hareket edilmemelidir
e. Konuşma sırasında, el ve kol hareketleri, mimikler; önceden plânlanmış olmamalıdır. Konuşmanın genel ortamı içinde kendiliğinden olmalıdır.
f. Dinleyicilerin tümüne ve özellikle gözlerine bakılmalıdır. Dinleyicilerle konuşuyormuş gibi bir bakış tarzı seçilmelidir. Dinleyiciler, gözle çabuk çabuk taranmamalıdır.
g. Konuşmada ilk söylenecek ifadeler, özenle seçilmeli; iyi bir konuşma plânı yapılmalıdır. Konuşmaya ilgi çekici bir ifade ile başlamakta yarar vardır.
ğ. Konuşmacı, bir taraftan sevimli ve güler yüzlü olmalı; diğer taraftan ise komik duruma düşecek davranışlardan uzak kalmalıdır.
h. Konuşmacı, yapacağı konuşmanın anlam ve önemine herkesten önce kendi inanmalıdır. Konuşma, içten yapılmalıdır.
ı. Konuşmacı, fizikî görünüşüne (elbise temizliğine, saç ve sakal tıraşına vb.) çok önem vermelidir.

Anlatım Türleri Ders Notu

Filed under: Uncategorized — Samurka @ 9:10 pm

1-BETİMLEYİCİ ANLATIM
Özellikleri:1.Betimlemeler açıklayıcı ve sanatsal betimleme olmak üzere ikiye ayrılır.2.kişinin iç dünyasını anlatan betimlemelere tahlil(ruhsal portre) denir.3.Kişinin dış görünüşünü anlatan betimlemelere simgesel betimleme denir.4.Roman, hikâye, tiyatro, gezi yazısı, Şiir gibi türlerde kullanılır.5.Kelimenin yan ve mecaz anlamlarına yer verilebilir.
Sanatsal Betimleme:1.İzlenim kazandırmak amacıyla yazılır.2.Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulur.3.Ayrıntılar sübjektif olarak verilir.4.Amaç sanat yapmaktır.Örnek metinler:s.91-92”İnce Memed” ve “Çarşı”
Açıklayıcı Betimleme:1.Bilgi vermek amacıyla yazılır.2.Genel ayrıntılar üzerinde durulur.3. Ayrıntılar objektif (olduğu gibi)olarak verilir.4.Amaç sanat yapmak için değil, bir konu hakkında bilgi vermektir.5. Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulmaz.6.Betimlenecek varlığa kişisel duygu ve düşünceler katılmaz.Örnek metinler: s.92”Akdeniz Bölgesi”
2-ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM
Özellikleri:1.Olay, kişi, mekân ve zaman ortak öğeleridir.2.Olaylar birinci şahsın ağzından anlatılabilir.(Anlatıcı olay kahramanlarından biridir)3.Sanat metinleri öyküleyici anlatımla yazılır.4.Olaylar ilahi bakış açısıyla anlatılabilir.5.Olaylar 3.şahsın ağzından anlatılabilir.(Olan biten bir kamera sessizliğiyle izlenip anlatılır6. Kişi, mekân ve zaman olay ve olay örgüsünü oluşturmak için kullanılan ögelerdir.7.Öyküleyici anlatım hikâye, roman, anı, söyleşi, görüşme(mülakat) gibi metin türlerinde kullanılır.8.Öyküleyici anlatımda bir olayın olması şarttır.9.Yaşanmış olaylarda olay zincir, kurgulanmış olaylarda olay zinciri vardır.10. 3.Şahıs anlatımda anlatıcı her şeyi bilir.11. Öyküleyici anlatım sanat metinlerinde ve öğretici metinlerde kullanılır.12.Sanat metinlerinde anlatıcı kurmaca kişi öyküleyici metinlerde ise gerçek bir kişidir.13.Kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabında sayfa 73 (Kefil), 75 (Kıbrıs’ın Fethi)76,(Cemile),77(On İkiye Bir Var),78(Biz İnsanlar),81(Ayı ve İki Ahbap),82(İstanbul’un Fethi),83 (Başını Vermeyen Şehit)adlı metinler.
3-COŞKU VE HEYECANA BAĞLI (LİRİK) ANLATIM
Özellikleri:1.Lirik anlatımda dil “heyecana bağlı işlev”de kullanılır.2.Coşku ve heyecana bağlı anlatım daha çok şiir, roman, hikâye, tiyatro türlerinde kullanılır.3.Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi, durum ve varlıkların betimlenmesi; lirik anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır.4. Coşku ve heyecana bağlı anlatımlarda kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.5.Öyküleyici anlatımlarda olay ve durumlar anlatılırken duygusal düşünceler katılmaz. Coşku ve heyecana bağlı anlatımda duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.
4-DESTANSI(EPİK)ANLATIM
Özellikleri:1.Olağanüstü olaylar ve kişiler anlatılır.2.Destan türünün yiğitçe havası vardır.3.Yapıp etmeler yani fiiller ön plandadır.4.Tarihi konular ve kahramanlıklar işlenir.5.Etkileyici bir özellik taşır.6.Sürekli hareket vardır.7.Kelimeler mecaz ve yan anlamlarda kullanılabilirler.8 Şiir, destan roman, hikâye, tiyatro, destansı anlatımın kullanıldığı türlerdir.9.Anlatımda abartıya yer verilebilir.10.Sanatlı bir dil kullanılır.
Örnek metin: s.124 Çanakkale Şehitlerine, s. 125Sivastopol,Osmancık, Kanije Kalesi’nin Fethi, Genç Osman
5-EMREDİCİ ANLATIM
Özellikleri:1.Dil alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılır.2.Emir, telkin, öneri anlamı taşıyan ifadeler yer verilir.3.Öğretici ve açıklayıcı yönleri vardır.4.Cümlelerde fiiller hakimdir.5.Uyulması beklenen bir üslubu vardır.(Zorlama anlamı vardır)6.Sosyal hayatın düzenlenmesinde emredici anlatım kullanılır.7.Trafik kuralları, bazı eşyaların kullanma kılavuzları, ilaçların kullanma kılavuzları emredici anlatıma örnek verilebilir.
6-ÖĞRETİCİ ANLATIM
Özellikleri:1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.2.Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez.3.Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.4.Daha çok nesnel cümleler kullanılır.5.Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.6.Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir.7.İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.8.Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.9.Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.10.Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.11.Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.12.Bu anlatım türü daha çok ansiklopedilerde ve ders kitaplarında kullanılır.13.Tarihi metinler, Felsefi metinler, Bilimsel metinler gibi bölümleri vardır.
Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabı sayfa 147–148 “Meridyenler” ,”Klasizm”, Maddenin Üç Hali”
7-TARTIŞMACI ANLATIM
Özellikleri:1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.2.Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.3.Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.4.Gereksiz ifadelere yer verilmez.5.Karmaşık ve anlaşılması güç cümleler kullanılmaz.6.Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.7.Savunulan ve karşı çıkılan görüşlere yer verilir.8.İki farklı bakış açısının olduğu konular bu türde işlenmeye daha elverişlidir.9.Fıkra, deneme, makale, röportaj gibi türlerde kullanılır.10.Yeteneğe, bilgi ve deneyime göre yöntem belirlenir.11.Eleştirici bir bakış açısıyla yazılırlar. Anlatım tarzı sohbete varabilir. 12.İhtimal bildirmeyen, kesin, kanıtlanmış bilgiler kullanılır.
Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabında sayfa 160–161–162’deki metinler
8-KANITLAYICI ANLATIM
Özellikleri:1.İnandırma, aydınlatma, kendi görüşünü kabul ettirme amaç edinilir.2.Kavramları tanımlama ve açıklama önemlidir.3.Okuyucu ve dinleyiciyi ikna etmek, düşündürmek ve üzerinde durulan konudan uzaklaşmamak için bazı kelime, kelime grupları ve cümleler tekrar edilir.4. Konuşmacı ve yazar üzerinde durduğu konuyu aydınlatmak ve düşüncelerini kabul ettirmek için örneklere başvurur.5.Konuşmacı ve yazar konuyu aydınlatmak maksadıyla farklı kişilerin düşüncelerine müracaat eder.6.Kelimeler ve kelime grupları gerçek anlamında kullanılır.7.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.8. ”Tanımlama, açıklayıcı betimleme, sınıflandırma örneklendirme, karşılaştırma, tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma “ gibi düşünceyi geliştirme yollarından faydalanılır.9.Kanıtlayıcı anlatımda hitap edilen toplumun kültür düzeyi ve beklentileri önemlidir.
Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabında sayfa 165–166–167–169 ‘daki metinler.
9-DÜŞSEL (FANTASTİK) ANLATIM
Düşsel Anlatımın Özellikleri:
1.D.A.da konu; olağanüstü ve fantastik özelliklere sahip, hayal ürünüdür.2.Zaman belirli ya da belirsizdir; olağanüstü özelliklere sahip olabilir.3.Mekân, olağanüstü, düşsel öğelerden oluşmuş olabilir. Mekân günlük yaşamda karşılaşamayacağımız niteliktedir.4.Kişiler çoğu zaman gerçekten uzak kişilerdir. Olağanüstü nitelikte olabilirler.5.Düşsel anlatımda hayal, varsayım, abartma, kişileştirme gibi unsurlar çok kullanılır.6.Daha çok di’ li veya miş’li geçmiş zaman kipi kullanılır.Örnekler: Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Gora, E.T,Yıldız Savaşları
Düşsel Anlatımla; Düşsel Olmayan Metinlerin Benzer Ve Farklı Yönleri:
Benzerlikleri:Her iki anlatımda da yapıyı meydana getiren ögeler (kişi,zaman,mekan,ve olay örgüsü)aynıdır.
Farklılıkları:1.Düşsel anlatımda: D.A.da konu; olağanüstü ve fantastik özelliklere sahip,hayal ürünüdür.Düşsel Olmayan Anlatımda: Konu yaşanmış ya da yaşanabilir olmalıdır. Günlük yaşama ait unsurlar konu olabilir.
2. Düşsel anlatımda: Tema hayali unsurlardan oluşurDüşsel Olmayan Anlatımda: Tema konuyla ilgili olarak günlük yaşama ait, yaşanabilir özelliktedir.
3. Düşsel anlatımda: Zaman belirli ya da belirsizdir. Bazen zaman ötesi nitelikler taşır.Düşsel Olmayan Anlatımda: Zaman belirli ya da belirsizdir. İçinde bulunduğumuz zamanın özelliklerine sahiptir.
4. Düşsel anlatımda: Mekân olağanüstü, düşsel ögelerden oluşmuş olabilir. Mekân günlük yaşamda karşılaşamayacağımız niteliktedir.Düşsel Olmayan Anlatımda: Mekân, olağanüstü düşsel ögelerden uzak sıradan, günlük yaşamda karşılaşacağımız mekânlardır.
5. Düşsel anlatımda: Kişiler çoğu zaman gerçekten uzak kişilerdir. Olağanüstü nitelikte olabilirler.Düşsel Olmayan Anlatımda: Kişiler gerçekte olabilecek, sıradan, günlük yaşamda karşılaşabileceğimiz kişilerdir.
Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabında sayfa 176(“Bitmeyecek Öykü” ,”Ağrı Dağı”), 177 (Dünyalar Savaşı) adlı metinler
10-GELECEKTEN SÖZ EDEN ANLATIM
Gelecekten söz eden anlatımın kullanıldığı metin türleri: roman, hikâye, tiyatro, şiir, deneme
Gelecekten söz eden metinlerin ortak özellikleri:1. Gelecekten söz eden metinler varsayım ile oluşmuştur.2. Gelecekten söz eder.3. Verilerden yola çıkılarak geleceğe ait tahmin yapılabilir.4. Olandan çok olması istenilen anlatılır.5. Gerçekleşmesi mümkün olmayan tasarı ve düşünceler(ÜTOPYA) anlatılır.6. Genellikle gelecek zaman ifadesi kullanılır.
“Gelecekten söz eden anlatım” ile “Düşsel anlatım” arasındaki benzerlik ve farklılıklar: Gelecekten söz eden anlatımda ve düşsel anlatımda kişinin kendi hayal dünyasındakiler dile getirilir ve buna göre bir anlatım yolu seçilir. Düşsel anlatımda gerçeklikle ilgisi olmayan tamamen çağrışımlara dayalı olaylar, kişiler, zamanlar anlatılır ve bu yapı unsuruyla konu ve tema oluşturulur. Gelecekten söz eden anlatımda ise gerçeklerden yola çıkılarak tahmine dayalı bir anlatım yolu benimsenir. Yani gelecekten söz eden anlatım gerçeğe daha yakındır. (Bakınız dil ve anlatım kitabı sayfa 183 “Ütopya” ve “İklim Değişikliği” başlıklı metinler.)
11-SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIMLA OLUŞTURULMUŞ METİNLERİN ÖZELLİKLERİ
1.Jest ve mimikler anlatımın gücünü arttırır.2.Sohbet, mülakat ve diyalog, monolog metinleri söyleşmeye bağlıdır.3.Karşılıklı konuşmalar, bağlama ve konuşulan kişiye göre değişebilir.4.Görme ve işitmeyle kurulan iletişim önemlidir.5.Vurgu ve tonlama önemlidir.6.Hikâye Roman Tiyatro, Mülakat, Röportaj, Monolog söyleşmeye bağlı anlatımın kullanıldığı metin türleridir.7.Roman, hikâye ve tiyatrolardaki karşılıklı konuşmalara diyalog, iç konuşmalara ise monolog denir.8.Tekrarlar söyleşmeye bağlı anlatımlarda ifadeyi kuvvetlendirir.9.Söyleşmeye bağlı metinlerde anlatımın süresi sınırlandırılmalıdır.
12-MİZAHİ ANLATIM
Özellikleri:1.Okuyucuda uyandırılmak istenen etkiye göre düzenlenir.2.Ses, taklit, hareket ve konuşma önemlidir.3.Mizahi unsurlarda gerçekten sapma vardır.4.Mizahi unsurları oluşturmada karşılaştırmalar, durumlar, hareketler, kelime ve kelime gruplarından yararlanılabilir.5.Amaç okuyucuyu düşündürmek ve eğlendirmektir.6. Roman, hikâye, tiyatro, şiir, deneme gibi türlerde kullanılır.7.Mizahi anlatımlarda dil bir olayı anlatmak için kullanılır.(sanatsal, edebi işlevlerde kull.)

Anlatım Bozukluğu Ders Notu

Filed under: Uncategorized — Samurka @ 9:08 pm

Bir cümlenin anlaşılmasını güçleştiren, yanlış anlaşılmasına ya da hiç anlaşılmamasına sebep olan anlatım kusurlarına anlatım bozukluğu denir.

ANLATIM BOZUKLUĞUNA YOL AÇAN NEDENLER

1) GEREKSİZ KELİMELERİN KULLANIMI: Aynı anlama gelen sözcüklerin bir arada kullanılması veya bir kelimenin anlamının diğer kelime veya ekte bulunmasıdır.

Doktor, biraz istirahat edip dinlenmesini istedi.
Belki yarın gelebilir.
Dün sıcaklık sıfırın altında eksi on dereceydi.
Oldukça kilolu ve şişman bir kardeşi var.
Bu tür yanlış ve hataları tuhaf karşılarız.
Oldukça neşeli, şen bir insandı.
Hemen hemen yaklaşık üç ay tatil yapıyoruz.
İşte bu yüzden dolayı sizi buraya çağırdık.
Sanırım o da anlıyor olmalı.
Sınav yaklaştıkça heyecanım giderek artıyordu.
Her gün okula yaya yürüyerek gidiyorum.
Bu hatayı yeniden tekrarlamanı beklemiyorum.
Yıllar sonra birden çıkageldi.
Aramızdaki mevcut anlaşmazlığa son vermeliydik.

2) YANLIŞ ANLAMDA KULLANILAN KELİMELER: Bir cümlede kastedilen anlama ters düşen veya yanlış anlaşılmalara yol açan kelimelerdir. Sözü söyleyenin, kullandığı kelimelerin anlamını yeterince bilmemesinden kaynaklanır.

Süresiz aynı şeyleri anlatıyordu.
Bu kadar kibar davranmanıza gerekçe yoktu.
İki bina da birbirine çok yaklaşık yapılmıştı.
Okuldan öğretim belgesi aldı.
Konusunda yetkili birisiydi.
Çuvalın ağzının bağımlı olması gerekiyor.
Toplantıda kendisini bütün üyelere tanıştırdı.
Bütün yaşantısı köyde geçti.
İki köy arasına hava hatları döşendi.
Bu, yalnızca sana özge bir davranıştı.
Türkiye ekonomik açıdan Batıya bağlı bir ülkedir.

3) ÇELİŞEN KELİMELERİ BİRLİKTE KULLANMA: Cümleye birbiriyle çelişen anlamları katan kelimelerin birlikte kullanılmasıdır.

Aşağı yukarı tam iki saat önce buradan geçti.
Hemen hemen tam iki saat bekledim.
Eminim bu sıralar Ankara’ya yetişmiş olmalı.
Sanırım bu sorunun cevabını kesinlikle o verir.
Belki bir gün mutlaka dönecektir.
Kuşkusuz gördükleriyle yetinmiş olmalı.
Çalışmalara iki yıldan beri başladık.

4) GEREKSİZ YARDIMCI FİİL KULLANIMI: Yardımcı fiilden önceki isim soylu kelime, ek-fiille fiil haline getirilebiliyorsa, yardımcı fiilin kullanımı gereksizdir.

Yine hasta olmuş.
Memur olmak için bin kişi başvuruda bulunmuş.
Her şey çok pahalı olmuş.
Not: Yardımcı fiilin eksikliği de bir anlatım bozukluğudur. Ek alarak fiilleşemeyen isimlerin yüklem olması için bu isimler, yardımcı fiil almak zorundadır. Bu kurala uyulmazsa anlatım bozukluğuna yol açılır.

Babama teşekkür elini öptüm.
Ona yardım vicdanî bir sorumluluktur.
Allah’a şükür, sofradan kalktık.

5) KELİMELERİN YANLIŞ YERDE KULLANIMI: Cümlenin yanlış anlaşılmasına veya tamamen anlamsızlaşmasına sebep olan yanlış kullanımdır.

İzinsiz inşaata girilmez.
Yüzme en iyi denizde öğrenilir.
Burada bekleme yapılmaz.
Seni ilk tanıdığım günden beri seviyorum.
Ağrısız kulak delinir.
Bu ilaç bana etki etmiyor.
Çok başım ağrıyor.
Senden uzun süredir kuşku ediyorum.
Çok güneşte kaldı.
Yeni derse başlamıştım ki sen geldin.
Gittikçe su bulanık olmuştu.
Araba yolculuğu beni sersem etti.

6) ÖZNE EKSİKLİĞİ: Sıralı cümlelerde ikinci cümle birinci cümleden farklı bir özne gerektiriyorsa bu özneyi belirtmemek anlatım bozukluğuna yol açar.

Hiçbiri başarısız olmayı istemiyor, çok çalışıyordu.
Kardeşimin, geceleri sık sık ateşi yükseliyor; ateşi yükseldikçe de terliyordu.
Yazının müsvetteleri temize çekilip gazeteye gönderildi.
Kalemin mürekkebi bitince yazmaz oldu.
Zavallı çocuğun sinirleri bozulmuş, ders çalışamıyor.
İnşaatta çalışan adamın kolu kırılmış, hastaneye kaldırılmış.

7) ÖZNE-YÜKLEM UYUMSUZLUĞU

a.Kişi Yönünden: Özne, kişi zamirlerinden yalnızca biriyse, yüklem de o kişinin ekini alır.
Sen sınavı kazanacaksın.
Özne birden çok kişi zamirinden oluşuyorsa:
1.Özne birinci kişi zamiri (ben, biz) varsa, yüklem birinci çoğul kişi ekini alır.
Ben, sen, o; yarın gezmeye gideceğiz.
Siz ve biz, birlikte çalışırsak, başarabiliriz.

2.Özne de yalnızca II. Ve III. kişi zamirleri (sen, o, siz, onlar) varsa, yüklem ikinci çoğul kişi ekini
alır.
Sen ve o, yarın ders çalışacaksınız.

Örnekler:
Bu sonuca arkadaşım da ben de çok üzüldüm.
Sen, o ve ben bir yaz gecesi oraya gittim.
Biz, öğrenciler ve siz veliler bir ailesiniz.
Ben onsuz, o bensiz yaşayamaz.

b.Olumluluk-Olumsuzluk Yönünden: Bazı belgisiz zamirler özne olarak sadece olumlu veya
olumsuz yüklemlere bağlanırlar. Bu zamirler kendilerinden sonra gelen cümlelerin özneleri gibi görünmemeleri için ikinci cümleye uygun özneyi yerleştirmek gerekir.
Kimse seni suçlamıyor; aksine haklı olduğunu düşünüyor.
Herkes bu tür ilişkilerden nefret ediyor, hiçbir yerde konuşulmasını istemiyordu.
O yıllarda herkes benden kaçtı; yardımıma koşmadı.
Hiçbiri benim söylediklerime inanmak istemiyor, kendi kalabalıklarında ısrar ediyordu.

c.Tekillik-Çoğulluk Yönünden: Türkçe’de genel kural, özne çoğul olursa yüklem çokluk; özne tekil
olursa yüklem tekil olur.

Kardeşim okula başladı.
Ali ve arkadaşları maçı izleyecekler.
Ancak bu kuralın şu istisnaları vardır:
Cansız varlık veya hayvan adları çoğul biçimde özne olursa yüklem tekil olur. Aynı şekilde bazı belgisiz zamirler özne olduklarında yüklem tekil olur.
Ayakkabılarım su almaya başladılar.
Kitaplarım çalınmışlar.
Kulaklarım eskisi gibi işitmiyorlar.
Bu elmalar kurtlanmışlar.
Köpekler acı acı havlıyorlardı.
Herkes tam zamanında toplantıya geldiler.
Hiçbiri kendi işini bitirmeden bize yardım etmezler.
Yalnızca kişileştirme yapılması durumunda yüklem çoğul olabilir.
Dağlar, baharla birlikte yeşil kürklerini giydiler.
Nisan rüzgârları değince ağaçlar keyifle sallanıyorlar.

8) NESNE EKSİKLİĞİ: Birleşik cümlelerde ilk cümlenin, nesne dışındaki bir öğesi, ikinci cümlenin nesnesi olarak düşünülür ve böylece ikinci cümlenin nesne eksikliği ortaya çıkar.

Pantolonun ütüsünü beğenmeyip tekrar ütüledi.
Kitap okumayı çok seviyor, elinden bırakmıyor.
Sorulara bir bir cevap verdi, galiba kolay bulmuştu.
Bana güvensin, sevsin istedim.
Bana bir zararı olmuyor; aksine hep koruyordu.
Ona ilgi gösteriyor ve koruyordu.
Kapıya yaklaştı, yavaşça açıp dışarı çıktı.
Deftere bazı şeyler yazdı ve çantasına yerleştirdi.
Meyvelere zarar veren, çürüten böceklerle mücadele etmeliyiz.

9) ÖZNE- NESNE UYUMSUZLUĞU: Öznenin insan bildiren çoğul bir addan oluştuğu cümlede, nesnenin söz konusu özneye ait bir varlık olması durumunda; nesneyi bildiren kelimenin çoğul olması gerekir.

Bu çocuklar ne yapacağını iyi bilirler.
Onlar görevini yaptılar; şimdi iş size düşüyor.

10) DOLAYLI TÜMLEÇ EKSİKLİĞİ: Birleşik cümlelerde bir yükleme uyan dolaylı tümlecin diğer yükleme uymamasıdır.

Arkadaşından nefret ediyor, düşmanca davranıyordu.
Bizi sever, her zaman hoşgörüyle yaklaşırdı.
Eve gelmesiyle gitmesi bir oldu.
Dostlarını çok beğeniyor, hiç yalan söylemiyordu.
Memleketini çok özlemişti, dönmek istiyordu.

11) EDAT TÜMLECİ EKSİKLİĞİ: Birleşik cümlelerde ortak unsur olmadığı halde ortak olarak kabul edilen edat tümleci durumundaki bir unsurun anlatımı bozmasıdır.

Bu zorluklara nasıl dayandı, (onlarla) nasıl başa çıktı.
Ona gülüyor ve alay ediyordu.
Kardeşine küstü; aylarca konuşmadı.
Elektrikle oynama, çarpar.

12) TEMEL CÜMLENİN YÜKLEM EKSİKLİĞİ: Genellikle, biri olumlu diğeri olumsuz iki cümleyi tek yükleme bağlamaktan kaynaklanır.

Duyduklarınızın hiç birine, gördüklerinizin yarısına inanın.
Buraya buğday tohumu ve fidan diktik.
Roman okumayı çok, ders çalışmayı hiç sevmiyor.
Ne o bana ne ben ona merhaba dedim.
Sinemaya bazen, tiyatroya hiç gitmem.
Seni almaya ya baban ya da ben geleceğim.
Sinemada pasta ve gazoz içtik.

13) YAN CÜMLECEĞİN YÜKLEM EKSİKLİĞİ: Temel cümlede görülen yüklem eksikliğinin, yine aynı sebeplerle yan cümlede ortaya çıkmasıdır.

Okur yazar ve akli dengesi bozuk olmayan herkes milletvekili olabilir.
Doktor, hastanın tuzlu yemekler ve alkol kullanmasını yasakladı.

14) ÇATI UYUMSUZLUKLARI: Girişik birleşik cümlelerde birden çok fiilimsi bulunuyorsa, bunların çatı yönünden aynı olmamaları anlatım bozukluğu doğurur.

O kadar çalışır (çalışıyor) fakat anlamıyor.
Sonucu biliyor, şimdiden hazırlık yapılıyordu.
Çok düşünüp az konuşulduğu zaman sözün değeri iki kat artar.
O ödevini bitirdi ve teslim edildi.
Arabasını boyatarak satıldı.
Bu davranış onu üzmüştü, çok kırılmıştı.

15) AD TAMLAMASI YANLIŞLARI:

Bu seçimde bizi desteklemeyeceğini adım gibi biliyorum. (onun, senin)
Her öğretmen, öğrencilerinin problemleriyle yakından ilgilenmesi gerekir. (öğretmenin)
Babamın, baş ağrıları tutunca aspirin içerdi. (babam)
Derneğimizin üye ve ikinci başkanıdır.

16) SIFAT TAMLAMASI YANLIŞLARI:

Öncelik arzeden birçok sorunlarımız olduğunu bilmiyor değilim.
Onlar, sulusepken kara ve soğuğa aldırmadan bahçede çamaşır yıkıyorlardı.

17) ATASÖZÜ VE DEYİM YANLIŞLARI: Atasözü ve deyimlerin yapısının bozulmasından veya deyimlerin yanlış anlamda kullanılmasından kaynaklanır.

Sınavı kazanamayacağını anlayınca etekleri zil çaldı. (etekleri tutuşmak)
Aklını soğan (peynir) ekmekle mi yedin?
Çok şüphecidir, pireyi deve yapar.
Onu bir yerden gözüm kestiriyor ama nereden?
Sevinçten kulakları ağzına varıyordu.
Sürekli tartışıyor gıkı çıkmıyordu.
Sevincinden küplere bindi.
Her aslanın gönlünde bir yiğit yatar.
Küçük balık büyük balığı yutar.
Yorganını ayağına göre uzat.

18) ÇOĞUL EKİNİN GEREKSİZ KULLANIMI: Çokluk bildiren bir sıfatla belirtilmiş adlara çoğul eki getirilemez.

Gezdiğim birçok memleketlerden biri de Almanya’dır.
Geçen yıl da birçok canlar (can) aldı bu kavşak.
Onların taşındığından haberlerimiz yoktu.
Ne kadar arkadaşların varsa, hepsini çağır.

19) NOKTALAMA EKSİKLİĞİ: Özellikle virgülün kullanılmayışı anlatım bozukluğuna yol açar.
Kadın hastanın kulağına bir şeyler fısıldadı.

Yabancı ülkede çok rahat davranıyordu.
Genç kızın elindeki paketi almaya çalıştı.
Çocuğun annesi gelinceye kadar burada beklemesi gerekiyormuş.
Bu konunun en can alıcı noktasıdır.

20) DÜŞÜNCE VE MANTIK HATALARI: Cümlede anlatılanların, mantık ölçülerine vurulduğunda çelişkili olmasıdır.

Ekmek bulamadıysanız neden pasta yemediniz.
Çok şükür işlerimiz takır tukur gidiyor.
Dersi iyi dinlemek için anlamak gerek.
Çocuk terbiyeli üstelik ağzı çok bozuk.
Hukuk fakültesini bırak, iki yıllık okulu bile beğenmiyor.

9. Sınıf Dil ve Anlatım Soruları 3

Filed under: Uncategorized — Samurka @ 9:05 pm

1. Türkçenin dünya dilleri arasındaki yerini anlatan aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır? (5)
A) Türkçe, kaynağı (kökeni) itibariyle Ural – Altay dil ailesinin Altay koluna mensuptur.
B) Türkçe, biçimce (yapı yönünden ) eklemeli (bitişken) dillerden olup sondan eklemeli bir dildir.
C) Türkçenin en eski dönemi Altay dönemidir ve bu döneme Türk-Moğol Dil Birliği Dönemi denir.
D) Göktürk ve Uygur Türkçesinin yer aldığı Eski Türkçe devri 5. ve 9. yüzyıllar arasıdır.
E) Türkçeye en yakın diller, Hititçe, Latince ve Arapça olarak belirlenmiştir.
2. Aşağıdakilerden hangisi iletişimin temel öğelerinden biri değildir? (5)
A) Alıcı
B) İleti (Mesaj)
C) Ortam
D) Resim
E) Gönderici
3.”p, ç, t, k” ünsüzlerinden biri ile biten bir sözcük, ünlü ile başlayan bir ek aldığında sözcüğün sonundaki sert ünsüzler, “b, c, d, g (ğ)” ünsüzlerine dönüşür. Buna “ünsüz yumuşaması” denir.(5)
Aşağıdakilerin hangisinde bu kuralı örnekleyen bir kullanım vardır?
A) Şimdiki aklım olsaydı böyle yapar mıydım?
B) Bu sıralar size yardımcı olamayız.
C) Adamların ikisi uzaktan geliyormuş.
D) Bir haftadır aynı kitabı okuyorum.
E)Televizyon seyretmekten başka bir şey yapmıyorsun.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?(5)
A) Bu denemeler önyargıyla yazılmışdır.
B) Aynı koşullarda yaşayan insanların sorunları da aynıdır.
C) Genç sanatçılara fırsat tanımak, sanatımıza yarar sağlar.
D) Çalışmanın yararları saymakla bitmez.
E) Bu tür davranışlar, bugüne dek kimseye yarar sağlamadı.
5.”Kaç gündür karnına yiyecek bir şeyler girmemişti.” Bu cümlede altı çizili sözcükteki ses olayı aşağıdakilerden hangisinde vardır? (5)
A) Onun elinden kimse kurtulamaz.
B) Çevredekilerin gözüne girmek için gerekenleri yapıyordu.
C) Aldığı ödüller göğsümüzü kabartmıştı.
D) Postacının yolunu gözlüyordu.
E) Bu akşam size geleceğimi sanmıyorum.

6. Aşağıdaki boşlukları doldurunuz. (25)

A) “Savruk”, “kavruk”, “kavun” “savunmak” gibi sözcükler Küçük Ünlü Uyumuna uymazlar. Çünkü Türkçede …………………………………
……………………………………………… gelmez.

B) “Spor”, “Tren”, “Sponsor” gibi sözcükler Türkçe değildir. Çünkü Türkçede ………………….
…………………………………………… bulunmaz.

C) “Zonguldağ’a”, “Halide Edib’in”, “Mehmed’in” biçiminde yazılamaz. Çünkü Türkçede ………….
…………………………………………………………..
………. yapılmaz.

D) “Doktor”, “klasör”, “profesör” gibi sözcükler Türkçe değildir. Çünkü Türkçede …………………
…………………………………………………………… bulunur.

E) “Aile”, “saat”, “ideal” gibi sözcükler Türkçe değildir. Çünkü, Türkçede ………………………….
…………………………………………….. gelmez.

7. Aşağıdaki sözcüklerin yazılışı doğru ise (D), yanlış ise (Y) yazınız. (25)
A) Erciyes’de ( )
B) 1974’den ( )
C) hukuğa ( )
D) cumhuriyeti ( )
E) yanlış ( )

8. “Aşağıdaki cümlede ses olaylarını bulunuz.
“Kız, kazlara yem atarken parmağındaki yüzük çıkar ve o kuşun boynuna geçer.” (25)

1. ………………………………………………………………………………………………..
2. ……………………………………………………………………………………………………
3. …………………………………………………………………………………………………
4. …………………………………………………………………………………………………..
5. ………………………………………………………………………………………………….

9. Sınıf Dil ve Anlatım Soruları 2

Filed under: Uncategorized — Samurka @ 9:02 pm

1-Aşağıdakilerden hangisi iletişim kavramıyla ilgili değildir?
A)Düşüncenin sözel olarak karşılıklı değiş tokuşu
B)İki kişinin birbirini anlaması
C)Duygu, düşünce ve bilgilerin aktarılma süreci
D)Telefon, telgraf, televizyon, radyo gibi aygıtlardan yararlanılarak yürütülen bilgi alışverişi, haberleşme
E)Bir insanın işiyle ilgili planlar yapması

2-Aşağıdakilerden hangisinde bilgi yanlışlığı vardır?
A)Eklemeli dillerde kökler değişmez, sabittir.
B)Çekimli dillerde kökler değişime uğrar, sabit değildir.
C)Tek heceli dillerde kavramlar, vurgu ve tonlama sistemlerinde farklılık yaratılarak karşılanır.
D)Türkçe eklemeli, Arapça çekimli, Çince tek heceli dillerdendir.
E)Hint-Avrupa Dil Ailesinin üyelerinden biri de Arapçadır.

3-Aşağıdakilerden hangisi kültürün özellikleri arasında yer almaz?
A)Kültür, insanın başlangıçtan bugüne zihni ve emeğiyle ortaya koyduğu bilgi ve etkinlik birikimini konu alır.
B)Gündelik yaşayışı düzenleyen kurum ve kuruluşlar da kültür alanına girer.
C)Kültür bir anda oluşmaz, zaman içinde oluşur.
D)Kültür başka bir ulusun kültürüyle desteklendiğinde kalıcı olur.
E)Kültürün gelecek nesillere aktarılması ”dil” ögesiyle olur.

4-Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bulunan altı çizili sözcükte ses türemesi yoktur?
A) Beşer beşer gruplara ayrıldık.
B) Affetmem asla seni, sana muhtaç olsam dA)
C) Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır.
D) O günlerde neler hissettiğimi anlatamam.
E) Bütün suçlamaları reddettiğini söylüyor.

5-”Gözlüyor ufkumuzdan giden küçücük rüyaları.” cümlesinde hangi ses olayları görülmektedir?
A) Yalnızca hece düşmesi
B) Hece düşmesi, ünlü daralması
C) Ünlü daralması, hece düşmesi, ünsüz yumu­şaması
D) Ünlü daralması, hece düşmesi, ünsüz yumu­şaması, ünsüz düşmesi
E) Ünlü daralması, ünsüz yumuşaması, hece düşmesi, ünsüz artması

6-Aşağıdaki cümlelerin hangisinde büyük ün­lü uyumuna uyan fakat küçük ünlü uyumuna uymayan bir sözcük vardır?
A) Selam verdim; rüşvet değil, diye almadılar.
B) Paltosunu kapıda bırakıp içeri girdi.
C) Akşam oldu hüzünlendim ben yine
D) Ben bir garip aşk bestesiyim.
E) Bir soğuk yel eser; üşür ölüm bile

7-Sende git, sende unut, kimler unutmadıki…

Bu dizede kaç yazım yanlışı yapılmıştır?
A) 1 B) 2 C) 3 D) 4 E) 5

8-Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmamıştır?
A)Dört yalnış, bir doğruyu götürür.
B)Kömür satışları birdenbire hızlandı.
C)Sen bu cezayı haketmiştin.
D)Susuzlukdan dudakları çatlamış.
E)Dünki sınavım hiç iyi gitmedi.

9-Hocaya sormuşlar ( ) Hocam bir şey icat ettin mi
( ) Ettim ( ) demiş ( ) ama ben de beğenmedim!
Bu parçada parantez içi boşluklara sırasıyla hangi noktalama işaretleri getirilmelidir?
A)(:) (!) (;) (,) B)(:) (?) (,) (;) C)(;) (?) (,) (.)
D)(,) (?) (.) (;) E)(,) (?) (,) (;)

10-Aşağıdakilerden hangisi, dilin canlı bir varlık olduğunun göstergesidir?
A)Dil, toplumun gelişimine bağlı olarak değişir ve gelişir.
B)Dil, toplumda insanlar arasında anlaşmayı sağlar.
C)Dil, toplum bireyleri arasında ortak duygular oluşturur.
D)Dille milli kültür arasında bağ vardır.
E)Her toplumda dilin yapısı farklıdır.

11- “Ali, fotoğraflarına bakıyor.” cümlesindeki göstergenin türü aşağıdakilerden hangisidir?
A)Belirti B)Belirtke C)Simge D)Görsel gösterge E)Kavram

12-Bir köşe yazarının yazısında geçen “Türkiye’de trafik kazaları artıyor.” cümlesinde iletişim şemasıyla ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
A)Gönderici: Yazar B)Alıcı: Okuyucu
C)Kanal: Gazete D)İleti: Gazete yazısı
E)Gönderge: Türkiye’de trafik kazalarının artması

13-“Sessiz olalım!” cümlesinde dil hangi işleviyle kullanılmıştır?
A)Alıcıyı harekete geçirme işlevi B)Şiirsel işlev
C)Kanalı Kontrol işlevi D)Göndericilik işlevi
E)Heyecan bildirme işlevi

14. Aşağıdakilerden hangisinde ünlü daralmasına örnek gösterilebilecek bir sözcük yoktur?

A)Her gün mutlaka en az bir elma yiyor.
B)Deniz bitkilerini, balık türlerini iyi biliyor.
C)Her şeyi gözünde o kadar büyütme, diyor.
D)Tencere kaynıyor galiba, bir baksana!
E)Başarısızlığa hiç mi hiç katlanamıyor.

15. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde ünsüz türemesine örnek gösterilemez?

A)Bu teklifi elbette reddettik.
B)Sanatçın sırrı eserlerindedir.
C)Sessizlikten hoşlanmıyordu.
D)Hattı döşetmekten vazgeçtik.
E)Yoğunlaşırsan sen de hissedersin.

16. İçinden çıkmalı annelerin
Tekrarlamış bunu içinden
Kırmızı ışıkta bekleyen kadın
Avuçlarını ayırmış birbirinden
Otomobiller apartmanlar yarılmış.

Yukarıdaki dizelerde aşağıdaki ses olaylarından hangisi yoktur?

A)Ünsüz benzeşmesi
B)Ünlü düşmesi
C)Ulama
D)Kaynaştırma
E)Ünlü türemesi

17. Aşağıdakilerden hangisinde ünlü düşmesine uğramış bir sözcük yoktur?

A)Çocuğun rengi sararıyor, kızarıyor bozarıyordu.
B)Ayrıntılara olan düşkünlüğüyle tanınan bir fotoğrafçıdır.
C)Olayın aslını astarını araştırmadan nasıl karar veriyorsun?
D)Bir fener olup yanmanın zamanı değil mi, zaman?
E)Şair ilk kitabını kızına ikinci kitabını oğluna ithaf etmiş.

18. Ruh ( ) zevkini çalışmada bulur ( ) hiçbir işle uğraşmayan ( ) yaşama zevkini yavaş yavaş yitirir ( )

Bu parçada parantezle gösterilen yerlere sırasıyla aşağıdaki noktalama işaretlerinden hangileri getirilmelidir?

A) ( , ), ( , ), ( ; ), ( . )
B) ( , ), ( , ), ( , ), ( . )
C) ( , ), ( ; ), ( , ), ( . )
D) ( , ), ( ; ), ( , ), ( … )
E) ( , ), ( ; ), ( ; ), ( . )

19. (I) Şu yaşadığınız hayatı, en son ne zaman sorguladınız? (II) Eğlencelerinizi, uğraşılarınızı, zevklerinizi irdelemeyeli ne kadar oldu? (III) Bıkmadınız mı hâlâ uslu çocuk olmaktan, sorumlu insan rollerinden. (IV) Bugün bir iyilik yapın kendinize ve doyasıya eğlenin. (V) Yarın, evet yarın, kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.
Numaralandırılmış cümlelerin hangisinde bir noktalama yanlışı yapılmıştır?

A) I B)II C)III D) IV E) V

20. XVII ( ) yüzyılın sonlarına doğru Osmanlı devletinin zayıfladığını ( ) Rönesans ve reformun hareketlendirdiği ( ) özgür düşüncenin altın çağının yaşandığı Avrupa’nın ise sürekli yükseldiğini görüyoruz ( )

Yukarıdaki parçada boş bırakılan yerlere sırasıyla hangi noktalama işaretleri getirilmelidir?

A) (.), (,), (,), (.)
B) (‘), (,), (;), (.)
C) (‘), (,), (,), (.)
D) (.), (;), (,), (.)
E) (.), (;), (;), (.)

10. Sınıf Dil ve Anlatım Soruları 5

Filed under: Uncategorized — Samurka @ 9:00 pm

1-. Öğretici metinlerde anlatıcı gerçek kişidir. —- metinlerde ise anlatıcı kurmaca bir kişidir. Anlatıcı ya olayın içinde yer alır; ya dışarıdan olayı gözlemler ya da olayı her şeyi bilen hakim bir bakış açısıyla anlatır.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Açıklayıcı B) Öyküleyici C) Kanıtlayıcı
D) Betimleyici E) Tartışmacı
2- Aşağıdakilerden hangisi betimlemeyle ilgili bir yargı değildir?
A) Betimleme bir nesnenin, yerin veya bir kişinin görünüşünü zihinde canlandırmayı amaçlayan bir anlatım tarzıdır.
B) Betimlemeye, kısaca kelimelerle resim yapmak da denilebilir.
C) Yazar dış dünyadan duygularıyla aldıklarını, kendi oluşturduğu evrende canlandırır ve dil vasıtasıyla okura sunar.
D) Yer betimlemesi, okuyucuya görmediği yeri gösterme amacıyla yazılır.
E) Betimleme sadece gözle yapılan bir faaliyettir.
3- Aşağıdakilerden hangisi betimlemeyle ilgili bir yargı değildir?
A) Betimleme bir nesnenin, yerin veya bir kişinin görünüşünü zihinde canlandırmayı amaçlayan bir anlatım tarzıdır.
B) Betimlemeye, kısaca kelimelerle resim yapmak da denilebilir.
C) Yazar dış dünyadan duygularıyla aldıklarını, kendi oluşturduğu evrende canlandırır ve dil vasıtasıyla okura sunar.
D) Yer betimlemesi, okuyucuya görmediği yeri gösterme amacıyla yazılır.
E) Betimleme sadece gözle yapılan bir faaliyettir.
4-Aşağıdakilerden hangisi lirik anlatımda kullanılmaz?
A) Mecaz anlamlı sözcükler
B) Öznel ifadeler
C) Zıt anlamlı sözcükler
D) Doğrudan bilgi aktaran ifadeler
E) Soyut anlamlı sözcükler
5-Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı ilerle!
Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle
Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan
Bu parçada, aşağıdaki anlatım türlerinden hangisine ait özellikler ağır basmaktadır?
A) Destansı anlatım B) Betimleyici anlatım
C) Öğretici anlatım D) Açıklayıcı anlatım
E) Öyküleyici anlatım
6- Aşağıdaki türlerin hangisi coşkulu anlatıma daha
uygundur?
A) Masal B) Destan C) Öykü D) Tiyatro E) Roman

7- M.S. 552 yılında Bumin Kağan tarafından kurulan Göktürk Devleti, İslamiyet’in doğuşu sırasında bütün Orta Asya’ya hakimdi. Göktürkler kısa zamanda güçlenerek Orta Asya’daki tüm Türk boylarını hakimiyetleri altına almış ve sınırlarını Hazar Denizi’nden Kore’ye kadar genişletmiştir. Bu devlet 582 yılında Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Bu parçada, aşağıdaki anlatım türlerinden hangisine ait özellikler ağır basmaktadır?
A) Destansı anlatım B) Tartışmacı anlatım
C) Öğretici anlatım D) Betimleyici anlatım
E) Emredici anlatım

8- Aşağıdakilerden hangisi emredici bir metin türü değildir?
A) Kanunlar B) Yönetmelikler C) Kullanma kılavuzları D) Trafik kuralları E) Romanlar

9- Ben Antepliyim, Şahin’im ağam.
Mavzer omzuma yük.
Ben yumruklarımla dövüşeceğim.
Yumruklarım memleket kadar büyük.
Bu parçada, aşağıdaki anlatım türlerinden hangisine ait özellikler ağır basmaktadır?
A) Açıklayıcı anlatım B) Öyküleyici anlatım
C) Betimleyici anlatım D) Destansı anlatım
E) Kanıtlayıcı anlatım

10- Destanların genel özellikleri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi bir destan konusu olamaz?
A) Depremler B) Toplumların göçü
C) Savaşlar D) Ölümsüz aşklar
E) Büyük kuraklıklar

11-Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma; insanı yaşat ki devlet yaşasın.
Bu parçada, aşağıdaki anlatım türlerinden hangisine ait özellikler ağır basmaktadır?
A) Emredici anlatım B) Tartışmacı anlatım
C) Öğretici anlatım D) Açıklayıcı anlatım
E) Öyküleyici anlatım

12-Aşağıdakilerden hangisi emredici metnin bir özelliği değildir?
A) Öğreticilik B) Tamamlayıcılık
C) Eleştirme D) Anlatma
E) Eksikleri giderme

13- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansımadan türemiş bir isim vardır?
A) Biz kitap okurken pat diye bir ses duyduk.
B) Küçük bir vücut yanımızda horuldamaya devam etti.
C) Gürültüye adeta baş kaldırıyordu küçük dünyasında.
D) Kelimeler zaman kırıntısıdır dilimize doladığımız.
E) İçimizi parıldatan olay, bunaltı ve sıkıntımızı da yok ediyor.

14-Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme farklı bir görevde kullanılmıştır?
A) İşler yavaş yavaş düzelmeye başladı.
B) Kara kara gözleriyle etrafına dikkatlice bakıyor.
C) çimde gürül gürül sevgi çağlayanları akıyor.
D) Sesimi duydu ve ağır ağır merdivenlerden indi.
E) Benden duyduklarını bir bir herkese anlattı.

15- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde zarf kullanılmamıştır ?
A) Derse yetişmek için hızlıca karşıya geçtim.
B) Servis bugün geç gelecekmiş.
C) Eve her gittiğim gün aynı şeyleri yaşıyorum.
D) Yaşanan her güzel gün diğer güzel günlerin habercisidir.
E) Bu yazımı siz nasıl buldunuz?

16- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, soru anlamı bir zamirle sağlanmıştır?
A) Beni ne diye arıyorsunuz ki?
B) Bu elbiseleri hangi parayla aldın?
C) Burada tembel tembel ne oturuyorsun?
D) Bu kalemin kime ait olduğunu biliyor musunuz?
E) Hangisini daha çok beğendiniz?

17- Aşağıdaki dizelerin hangisinde bir zamir kullanılmamıştır?
A) İçimde uzayan her yol
Çıkar, gider dosta doğru.
B) Görmediğim bir el beni
Çeker gider dosta doğru.
C) Durman gayri dünya dursa
Dünden kalma neyim varsa.
D) Bu soruyu sordum hep kendime
Bulamadım derdime bir çare.
E) Ancak çeken bilir bu derdi, gamı
Bir kördüğüm baştan sona hepsi
18-Aşağıdaki dizelerin hangisinde ikileme, görev yönünden diğerlerinden farklı kullanılmıştır?
A) Sağnak sağnak yağmurla uyandık bir gece erken.
B) Yaktı birer birer yıldızlarını gökyüzü.
C) Gamzelerini çiçek çiçek saldı ardından gece.
D) Açıldı perdesi sabahın ağır ağır, vakitsiz.
E) Üzerimize aktı damla damla yağmurlu gece.
19- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “uygun” kelimesinin görevi “Kurallara uygun hareket etmenizi istiyoruz.” cümlesindeki ile aynıdır?
A) Buralarda kendime uygun ev bulamadım.
B) Uygun bir zamanda sizinle görüşmek istiyorum.
C) Haydi arkadaşlar! Uygun adım, marş!
D) Bu arabayı çok uygun taksitlerle aldım.
E) Uygun görmediğim için siparişleri vermedim.

20- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir adlaşmış sıfat vardır?
A) Kırık notları bir an önce düzeltmen gerekiyor.
B) Bu işi kimseye belli etmeden yap.
C) En iyi ders, insanı eğiten derstir.
D) Notun iyisi tembeli motive eder.
E) Ders çalışırken aklımda hep sınav vardı.

21- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir ad, birden fazla sözcük tarafından nitelenmiştir?
A) Ağır hareketlerle ve nazlanarak kapıya doğru yaklaştık.
B) Kapının tokmağından tutup yavaşça içeri girdik.
C) Duvarlar, pencereler, perdeler, her şey çok güzeldi.
D) Köşede gümüş renkli, çok güzel bir semaver vardı.
E) Tıpkı eskisi gibi dolu dolu, meraklı ve sevinçliydi.

22- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sözcük hem belirtme hem de niteleme sıfatı almıştır?
A) Yollar kar, toprak, çamur olsa da sana geleceğim.
B) Beyaz bir güvercin kondu omuzlarıma.
C) Bedenim yorgun, aç ve susuz; bir gün geri döneceğim.
D) Bu dönüş kışın beyaz akşamında olabilir.
E) çimdeki duyguların en temiziyle gelirim.

23- Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “yeni” sözcüğü diğerlerinden farklı türde kullanılmıştır?
A) Ticaret hayatına atıldığım ilk günlerde yeni girişimlerde bulunmak istiyorum.
B) 0 günlerde çocuğunuz yeni konuşmaya başlamıştı.
C) Yeni çizmelerini giymiş, karda keyifli keyifli yürüyordu.
D) Gazete ve dergilerde yeni isimlere rastlıyoruz.
E) Onların amacı edebiyat dünyasında yeni bir düşünce sistemi oluşturmaktı.
24- Beyazlar giyinmiş küçük bir çocuk, parka doğru yürüyordu.
Bu cümle dil bilgisi yönünden incelendiğinde aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Adlaşmış sıfat kullanılmıştır.
B) Birden fazla sıfat vardır.
C) Zamir kullanılmamıştır.
D) Bağlaç kullanılmıştır.
E) Edat kullanılmıştır.

25-Sen şairsin kelimeler ülkesindeki bilge
El salla fosfordan daha ışımış bir umuda
Zeytinden daha yeşil bir muştu
Daha sakin palmiyeden defneden
Bir çağrıyla tükenmeyen
Bu dizelerde aşağıdakilerden hangisinin örneği yoktur?
A) Şahıs zamiri B) Belirtme sıfatı C) Üstünlük zarfı
D) Niteleme sıfatı E) Zaman zarfı

10. Sınıf Dil ve Anlatım Soruları 4

Filed under: Uncategorized — Samurka @ 8:58 pm

1-. Öğretici metinlerde anlatıcı gerçek kişidir. —- metinlerde ise anlatıcı kurmaca bir kişidir. Anlatıcı ya olayın içinde yer alır; ya dışarıdan olayı gözlemler ya da olayı her şeyi bilen hakim bir bakış açısıyla anlatır.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
A) Açıklayıcı B) Öyküleyici C) Kanıtlayıcı
D) Betimleyici E) Tartışmacı
2- Aşağıdakilerden hangisi betimlemeyle ilgili bir yargı değildir?
A) Betimleme bir nesnenin, yerin veya bir kişinin görünüşünü zihinde canlandırmayı amaçlayan bir anlatım tarzıdır.
B) Betimlemeye, kısaca kelimelerle resim yapmak da denilebilir.
C) Yazar dış dünyadan duygularıyla aldıklarını, kendi oluşturduğu evrende canlandırır ve dil vasıtasıyla okura sunar.
D) Yer betimlemesi, okuyucuya görmediği yeri gösterme amacıyla yazılır.
E) Betimleme sadece gözle yapılan bir faaliyettir.
3- Aşağıdakilerden hangisi betimlemeyle ilgili bir yargı değildir?
A) Betimleme bir nesnenin, yerin veya bir kişinin görünüşünü zihinde canlandırmayı amaçlayan bir anlatım tarzıdır.
B) Betimlemeye, kısaca kelimelerle resim yapmak da denilebilir.
C) Yazar dış dünyadan duygularıyla aldıklarını, kendi oluşturduğu evrende canlandırır ve dil vasıtasıyla okura sunar.
D) Yer betimlemesi, okuyucuya görmediği yeri gösterme amacıyla yazılır.
E) Betimleme sadece gözle yapılan bir faaliyettir.
4-Aşağıdakilerden hangisi lirik anlatımda kullanılmaz?
A) Mecaz anlamlı sözcükler
B) Öznel ifadeler
C) Zıt anlamlı sözcükler
D) Doğrudan bilgi aktaran ifadeler
E) Soyut anlamlı sözcükler
5-Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı ilerle!
Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle
Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan
Bu parçada, aşağıdaki anlatım türlerinden hangisine ait özellikler ağır basmaktadır?
A) Destansı anlatım B) Betimleyici anlatım
C) Öğretici anlatım D) Açıklayıcı anlatım
E) Öyküleyici anlatım
6- Aşağıdaki türlerin hangisi coşkulu anlatıma daha
uygundur?
A) Masal B) Destan C) Öykü D) Tiyatro E) Roman

7- M.S. 552 yılında Bumin Kağan tarafından kurulan Göktürk Devleti, İslamiyet’in doğuşu sırasında bütün Orta Asya’ya hakimdi. Göktürkler kısa zamanda güçlenerek Orta Asya’daki tüm Türk boylarını hakimiyetleri altına almış ve sınırlarını Hazar Denizi’nden Kore’ye kadar genişletmiştir. Bu devlet 582 yılında Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır.
Bu parçada, aşağıdaki anlatım türlerinden hangisine ait özellikler ağır basmaktadır?
A) Destansı anlatım B) Tartışmacı anlatım
C) Öğretici anlatım D) Betimleyici anlatım
E) Emredici anlatım

8- Aşağıdakilerden hangisi emredici bir metin türü değildir?
A) Kanunlar B) Yönetmelikler C) Kullanma kılavuzları D) Trafik kuralları E) Romanlar

9- Ben Antepliyim, Şahin’im ağam.
Mavzer omzuma yük.
Ben yumruklarımla dövüşeceğim.
Yumruklarım memleket kadar büyük.
Bu parçada, aşağıdaki anlatım türlerinden hangisine ait özellikler ağır basmaktadır?
A) Açıklayıcı anlatım B) Öyküleyici anlatım
C) Betimleyici anlatım D) Destansı anlatım
E) Kanıtlayıcı anlatım
10- Destanların genel özellikleri göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi bir destan konusu olamaz?
A) Depremler B) Toplumların göçü
C) Savaşlar D) Ölümsüz aşklar
E) Büyük kuraklıklar
11-Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma; insanı yaşat ki devlet yaşasın.
Bu parçada, aşağıdaki anlatım türlerinden hangisine ait özellikler ağır basmaktadır?
A) Emredici anlatım B) Tartışmacı anlatım
C) Öğretici anlatım D) Açıklayıcı anlatım
E) Öyküleyici anlatım
12. Aşağıdakilerden hangisi emredici metnin bir özelliği değildir?
A) Öğreticilik B) Tamamlayıcılık
C) Eleştirme D) Anlatma
E) Eksikleri giderme

13. Aşağıdaki cümlelerde bulunan belgisiz sıfat görevindeki kelimeleri belgisiz zamir; belgisiz zamir görevindekileri de belgisiz sıfat olarak birer cümlede kullanınız (10)

Sözlerin hiçbiri kulağına girmiyordu.

Bazı insanların değişmez prensipleri vardır.
Yerinden kalkıp ötekilerin yanına gitti.

Birkaçı kenarda oturmuş oyun oynuyordu.

14. Aşağıdaki cümlelerdeki yüklemleri çatısına göre inceleyerek eşleştiriniz. (2+2+2+2+2=10P)
I-Bahçedeki salıncakta saatlerce sallandım.
A-Geçişsiz fiil
II-Askere giderken bütün yakınlarıyla helaleşti.
B-Edilgen fiil
III-Toplantının ertelenmesine karar verildi.
C-Oldurgan fiil
IV-Hepimize laf yetiştiriyordu.
D-Dönüşlü fiil
V-Giydiği her şey ona yakışıyordu.
E- İşteş fiil

I-……. II-……. III-……. IV-……. V-…….

15. Aşağıdaki ifadelerin başına yargılar doğru ise D, yanlış ise Y yazınız. (10 p)( ) Açıklayıcı betimlemeler bilgi vermek amacıyla yapılır.( ) Sanatsal betimlemelerde kişisel duygu ve düşüncelere yer verilir.( ) Sıfatlar isim tamlamalarında tamlayan olabilir.( ) Zamirler cümlede yüklem olabilirler.( ) İsim tamlamalarında tamlayan ile tamlanan arasına sıfat girebilir.

16. Aşağıdaki cümlede boş bırakılan yerleri doldurunuz. 10 p.Eşi olmayan, tek bir varlığı karşılayan isimlere ………………………………..; bir türün ortak isimlerine ise ……………………..denir. Çokluk eki almadan birden fazla varlığı karşılayan isimlere …………..…………beş duyu organımızdan biriyle algılayabildiğimiz varlıkları karşılayan isimlere ………….……………beş duyu organımızdan biriyle algılayamadığımız varlıkları karşılayan isimlere ……………………….. denir.

9. Sınıf Dil ve Anlatım Soruları

Filed under: Uncategorized — Samurka @ 8:56 pm

1.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A- Bahçedeki öğrenciler, zil çalınca toplanmaya başladılar.
B- Okulumun yanında yeni bir inşaat başlatıldı.
C- Herkes görevini çok iyi yaptılar.
D- Onlar da bizimle gelmek istiyorlar.
E- Yarın siz de bizim gibi düşünebilirsiniz.

2. (I) Köye geleli, erken yatıp erken kalkıyordu. (II) Temiz hava, sessizlik ona iyi gelmişti. (III) Gündüzleri en çok kazlarla ilgileniyordu. (IV) Kazların yemlerini verdikten sonra dışarı salardı. (V) Sonra bir ağaç kütüğüne oturur, onları izlerdi.
Paragrafın hangi cümlesinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A- I. B- II. C- III. D-IV. E- V.

3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A- Bayram tatilinde sınıfça geziye beraber gittik.
B- Ne güzel geçti bütün yaz.
C- Gözümde bir damla su deniz olup taşıyor.
D- Biraz önce büyük bir gürültüyle geçtiler buradan.
E- Kime açsam derdimi, kimi bulsam arkadaş?

4. (I) Karneleri almamıza yakın bir zaman kalmıştı. (II) Herkes, tatilde nereye gideceğini anlatıyordu. (III) En çok istenen yerler, deniz kenarlarıydı. (IV) Bense yaylaları, dağ doruklarını istiyordum. (V)Kalabalığın arasında kaybolmaktansa, doğada özgürlüğü yaşamak düşüncesindeydim.
Paragrafın hangi cümlesinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A- I. B- II. C- III. D- IV. E- V.

5. Size bu yola nasıl böyle düştüğümü, nasıl kurtulduğumu anlatacağım.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A- Birinci yan cümleciğin nesne eksikliği
B- İkinci yan cümleciğin dolaylı tümleç eksikliği
C- Özne-yüklem uyumsuzluğu
D- Noktalama eksikliği
E- Temel yüklemin nesne eksikliği

6. Buraya geldiğimiz tarihten itibaren başlayarak bugüne kadar birbirimize yardım ettik.
Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni, aşağıdakilerden hangisidir?
A- Sözcüğün cümlede yanlış yerde kullanılması
B- Sözcüğün anlamca yanlış kullanılması
C- Çelişen sözcüklerin bir arada kullanılması
D- Aynı anlama gelen sözcüklerin bir arada kullanılması.
E- Yardımcı fiilin gereksiz kullanılması
7. Aşağıdaki dizelerin hangisinde nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?
A- Vatan için seninle birlikte acı çekerler.
B- Sana böyle de hayranım ve hep seveceğim.
C- Bu göçebe düşmanları bozguna uğratacaksın.
D- Bunlar, bir zamanlar korktuğumuz zırhlı araçlardı.
E- Biz seni bağışladık geçmişteki aşkın adına.

8. (I) Saatime baktım, çöle gireli iki saat olmuştu. (II) Yıllardır bu kadar terlediğimi ve kendimi bu kadar rahatsız hissettiğimi anımsamıyordum. (III)Şoför, arada sırada ham hum sesleri çıkarmanın dışında, sessizliğini koruyordu. (IV) Ansızın fark ettim ki, şoför bana kendini tanıştırmamıştı. (V)Belki de yanlış araçta bulunuyordum.
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
A- I. B- II. C- III. D- IV. E- V.
9. Aşağıdakilerin hangisi iki öğeli bir cümledir?
A- Kendi kendine kurallar koyması, annemden kalan bir alışkanlıktı.
B- Bu, tüm kardeşlere değişik dozlarda yansımıştı.
C- Bu özelliği onu yazarlıkta başarılı kılmıştır.
D- Yazdığı yılların getirdiği bunalım, kitaplarına girmişti.
E- Kardeşim, bu öyküsünde, bir şeyleri kanıtlama mücadelesi vermektedir.

10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, altı çizili söz özne olarak kullanılmamıştır?
A- İngiliz aile bizleri eve davet etmişti.
B- Birileri onlara ülkemizde olan gelişmeleri anlatmıştı.
C- Şehrin üç tarafı altın kumlu plajlarla çevrilmişti.
D- Söylediklerimiz çocuklara pek çekici gelmiyordu.
E- Şehirde her şeyin fiyatı yarı yarıya artmıştı.

11. Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki altı çizili öğe, özne görevindedir?
A- Bir kitap arıyorum günlerdir.
B- Bir kitap tüm sıkıntılarımızı unutturabilir.
C- Bir kitap tavsiye etmişti bana o gün.
D- Bir kitap aldı yanına evden çıkarken.
E- Bir kitap yayımladı düşüncelerini yaymak için.

12. Kim demiş ki ben bilmem aşkı, sevdayı?
Bu cümledeki soru, cümlenin hangi öğesini aramaktadır?
A- Yüklem B- Özne C- Belirtili nesne
D- Belirtisiz nesne E- Dolaylı tümleç

13. O, neyin altında ezildiğini bile bilmeyen, ilkel atılımlarla çevresini terk eden, vahşi bir kedi tavrıyla çevresini sürekli tüketen ve yeni çevreler üreten bir kahramandır.
Bu cümlenin öğe dizilişi aşağıdakilerden hangisidir?
A- Özne- nesne- yüklem B- Nesne- yüklem
C- Özne- zarf tümleci- yüklem
D- Nesne- dolaylı tümleç- yüklem
E- Özne- yüklem

14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öğelere ayırmada bir yanlışlık yapılmıştır?
A- Annem / bütün gün / öğrencilerin / sınav kağıtlarını/ okuyor.
B- Babam / pazar günleri / pijamasını / hiç / çıkarmaz.
C- Sonra, / yazdığı raporları / yüksek sesle / hepimize/ okuyor.
D- Soğuk günlerde, / soba yanan odaya / bakır leğenler / getiriliyor.
E- Uyuduğum / iki buçuk günün hiçbir anını / hatırlamıyorum.

15. Bu nisan akşamı, doğunun bu sevimli, güzel köyünün cenneti andıran bir akşamıydı.
Bu cümlenin öğe dizilişi aşağıdakilerden hangisidir?
A- Özne- yüklem B- Nesne- yüklem
C- Özne- zarf tümleci
D- Nesne- dolaylı tümleç- yüklem
E- Dolaylı tümleç- yüklem

16.Aşağıdakilerin hangisinde birden çok isim tamlaması kullanılmamıştır?
A-Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür.
B-Kişinin işi, içinin aynasıdır.
C-Anaların öğüdü, öğütlerin anasıdır.
D-El yarası geçer; dil yarası geçmez.
E-Bugünün küçüğü yarının büyüğüdür.

17. “Belirtili isim tamlamalarında tamlanan ile tamlayan arasına başka öğeler girebilir.”
Aşağıdakilerin hangisinde buna örnek olabilecek kullanım vardır?
A-O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
B-Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
C-Ruhumun senden İlahi şudur ancak emeli:
D-Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
E-Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

18.Aşağıdaki dizelerin hangisinde altı çizili sözcük hem yapım eki hem de çekim eki almıştır?
A-Onun sorusunu da cevaplandım.
B-Çocuklar şimdi de size imreniyorum.
C-Elinden geldikçe sen iyilik yap.
D-Kıyılarda otur, gözet kendini.
E-Tütün renkli, başak renkli köylerim.

19.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük türetilirken bir ünlü kaybına uğramıştır?
A-Bu çiçeğin yaprakları çok çabuk sararmış.
B-Geçen yıl dikilen elbise iyice daralmış.
C-Uykusuzluktan gözlerinin altı morarmış.
D-Kilo alınca yanakları iyice pembeleşmiş.
E-Saçları son aylarda çok beyazlamış.

20“-cek, -cik” ekleri eklendikleri sözcüklerin bazılarında ün- süz düşmesine yol açar.” Aşağıdakilerin hangisinde bu kural örneklendirilmiştir?
A-İncecik elbiseyle üşümüyor musun?
B-Büyücek bir evde oturuyorlardı.
C-Gelincikleri kimin için toplandın?
D-Gözünde arpacık çıkmıştı.
E-Onun kalp kapakçığı çalışmıyormuş.

21.Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden hangisi “ünsüz yumuşamasına” örnek olabilir?
A-Onlar çağa ayak uydurmaya çalışıyorlar.
B-Adam nihayet ağa düştü.
C-Arabayı sağa çek de inelim.
D-Yağa bu kadar para verilir mi?
E-Çocuklar fazla uzağa gitmemişlerdir.

22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili tür adı, türü oluşturan varlıkların hepsini değil, onlardan yalnızca birini anlatmak için kullanılmıştır?
A- Köpek evcil ve sadık bir hayvandır.
B- Sigara sağlığa zararlıdır.
C- Dağ havası almalısın, sana iyi gelir.
D- Kitap on küçük hikayeden oluşuyor.
E- Tavşan beslenir mi burada hiç?

23.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir sözcük birden fazla yapım eki almıştır?
A-Sarsıntılı bir yolculuk yaptık.
B-Üzüntüsü her an biraz daha arttı.
C-Belki de gelmek istememiştir.
D-Bildiklerimin hepsini söyledim.
E-Yarın sabah tatile çıkıyorum.

24.Altı çizili sözcüklerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
A-O, bizi dostça karşıladı.
B-Kapıyı sertçe çekip gitti.
C-Dallar hafifçe sallanıyordu.
D-Adamın davranışları ahmakcaydı.
E-Yaptıklarını bana güzelce anlattı.

25.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, açıklamasıyla birlikte verilmiştir?
A) Maçı kaybedince futbolcuların ağzından girip burnundan çıktım, hepsi de çok üzgündü.
B) Bu kadar ince eleyip sık dokumaya gerek yok, alt tarafı müfettiş gelecek.
C) Kılı kırk yaran bir anlatımı var, keşke okuyucu değerini bilseydi.
D) O kadar beceriksiz ki elinden kör eşek yem yemez.
E) Daha ilk günden onu hiç gözüm tutmamıştı zaten

10. Sınıf Dil ve Anlatım Soruları 3

Filed under: Uncategorized — Samurka @ 8:55 pm

1. Aşağıdakilerden hangisinin yüklemi kip yönüyle diğerlerinden farklıdır?
A- Bir daha buraya asla adım atmam.
B- Sizlerle kararlaştırdığımız geziye gelemiyoruz.
C- Anladım sizin neyi kastetmek istediğinizi .
D- Çıkacağız yola, yağmur yüzümüze değince.
E- Bu işin içinden çık da göreyim.

2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinin yükleminde zaman kayması vardır?
A- Ablamlar üç gün sonra dönecekler.
B- Dünkü toplantı dört saat sürmüş.
C- Öğleden sonra arkadaşlarım bize geliyor.
D- O sürekli derse geç gelir.
E- Yarın onunla konuşacağım.

3. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin yüklemi bileşik çekimli bir fiil değildir?
A- Evde kardeşine kendisi bakardı.
B- Bu meseleyi tek başına başarmış.
C- Oraya birlikte gitmeliyiz.
D- Hep aynı yanlışları yapıyordu.
E- Bu şiiri arkadaşım okuyacakmış.

4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklem, istek kipindedir?
A- Yarın erkenden yola çıkmalıyız.
B- Soruları zamanında çözünüz.
C- Yarın akşam tiyatroya gidelim.
D- Kitapları masanın üzerine bırak.
E- Bugün öğleden sonra okula gelsin
.
5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinin yüklemi “şimdiki zamanın hikayesi” biçimindedir?
A- Şimdiye kadar böyle güzel bir kitap okumamıştım.
B- Ağır ve kirli hava çocuklara çok dokunuyormuş.
C- Kavun, karpuz kabukları, ölü balıklar kıyıya vurmuştu.
D- Çocuk, buğulu camlardaki parmak izlerine bakıyordu.
E- Genç yaşta iş dünyasında adını duyurmuş.

6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yüklem, eylemin gelecekte yapılacağını bildirmektedir?
A- Onun ne kadar cimri olduğunu sen de bilirsin.
B- Bu adam burada iki saattir seni bekler.
C- Arkadaşın sabah okulda bizi arar, bulamayınca gider.
D- En kısa zamanda seni ararım.
E- Zeki insan bulduğu ortama hemen uyum sağlar

7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ekeylem kullanılmamıştır?
A- Şirkette yüzde otuz hissesi varmış.
B- Bu soruyu soran arkadaşımdı .
C- Yerinden usul usul kalktı, kapıyı açtı.
D- Onların evleri bizimkinden daha büyüktür.
E- Bir haftadır ortalıkta yoksun, nerelerdeydin?

8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ek-fiil kullanılmıştır?
A- Onun hasta olduğunu duydum.
B- Başına gelenlerden ders almayan birisin.
C- Bana anlattıklarını ona da anlatmalısın.
D- Gecenin bir vakti telefonum acı acı çaldı.
E- Tarihe, herkesten ayrı bir ilgi duyuyor.

9. Aşağıdaki dizelerin hangisinde bileşik zamanlı bir fiil kullanılmıştır?
A- Dokunabilir misiniz
Gözyaşlarıma, ellerinizle
B- Yine dertli geçirdim geceyi
Şarkılar, türkülerle
C- Hükümet önünden geçtim
Oturdum bir kahve içtim
D- Bir akşam uyudu
Uyanmayıverdi.
E- Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar
Haklarını helal ederler elbet
10. Dağın yamacındaki beyaz boyalı evimizin bahçesinin duvarlarını güzelce kaplayan sarmaşıkların yaprakları nicedir iç yakıcı hoş bir kızıllığa bürünmüştü.
Bu cümledeki altı çizili sözcüklerin türleri aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?
A- İsim- zarf- isim – sıfat
B- İsim- sıfat- isim- sıfat
C- İsim- zarf- isim- zarf
D- Sıfat- sıfat- isim- sıfat
E- Zarf- zarf- isim- sıfat
11. İnsanlar, hepinizi seviyorum
İçinizde dostlarım, kardeşlerim var.
Yoksullar, hastalar, zavallılar
Sizler için gözlerimdeki bu pınar
Yukarıdaki dizelerde aşağıdakilerden hangisinin örneği yoktur?
A- Belgisiz zamir B- Kişi zamiri C- Topluluk adı
D- İşaret sıfatı E- Adlaşmış sıfat

12. Aşağıdaki cümlelerde geçen ikilemelerden hangisi, deyim içinde kullanılmıştır?
A) Devamlı ak pak saçlarına bakar.
B) Biz endişeliydik, ama o sakin sakin etrafa
bakınıyordu.
C) Biraz mırın kırın etti, ama sonunda kabullendi.
D) Bu romanın özetini iki gündür yaza yaza
bitiremedim.
E) Ciddi ciddi herkesle tartışır, ama her
iddiası önemli değildir.

13-”Parklarda oynayan çocuklar, köpeklerini gezdiren insanlar vardı.”
Bu cümleyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Bileşik bir cümledir. B) Fiil cümlesidir.
C) Yüklemi ek-fiil almıştır. D) Sıfat tamlaması vardır.
E) Özne iki tamlamadan oluşmuştur.
14. “Karamsarlık ne denli zararlıysa, gerçeklere uymayan planlar kurmak da o denli zararlıdır.”
Bu cümlede aşağıdaki anlatım şekillerinden hangisi yapılmıştır?
A) Örnekleme B) Tanık gösterme C) Karşılaştırma D) Tartışma E) Bilimsel verilerden yararlanma

15. Sığındığım kuytuluktan çıkarak, ıslak toprakların üstünde yürüdüm. Dağ postallarımın tabanına yapışan hafif bir çamur şıpırtısı. Kaya üstlerinin küçücük çukurlarına yağmur suları dolmuştu, güneşte parlıyordu, gümüş paralar örneği.
Parçada ayrıntıların betimlemesinde hangi duyulardan yararlanılmıştır?
A) Dokunma – koklama B) İşitme – dokunma
C) Görme – işitme D) Koklama – işitme
E) İşitme – tatma

16. Bir el hissetti omzunda. Döndü omuz hizasından baktı. En samimi arkadaşı Demirci Sarkis’ti. Belli ki kendisine yetişmek için koşmuş, nefes nefese kalmıştı. Selam vermesine bile mahal vermeden konuşmasına kaldığı yerden devam etti.
Yukarıdaki paragrafta aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisine başvurulmuştur?
A) Tanımlama B) Açıklama C) Öyküleme
D) Tartışma E) Karşılaştırma
17-Tartışmanın da kendine özgü bir kuralı, bir adabı vardır. Kuşkusuz bizde bütün tartışmanın böyle olduğunu söylemek pek olanaklı değil. Tartışmacılar tartışmanın en can alıcı yönlerini bir yana bırakıp, kendilerince eleştiri sınırlarını aştığını vehmettikleri yönlere takılıyorlar.
Yukarıdaki paragrafta aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisine başvurulmuştur?
A) Açıklama B) Betimleme C) Alıntı yapma D) Tartışma E) Öyküleme
18. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “-ca,, -ce” eki, eklendiği sözcüğe küçültme anlamı katmıştır?
A) Çocuk yavaşça içeriye süzüldü.
B) Delice davranışları bir gün başını belaya sokacak.
C) Çarşıyı dolaştım, ama gölümce bir şey bulamadım.
D) Dünkü sınavda sorular bana zorca geldi.
E) Bu konuyu benimle mertçe konuştu.
19. Ekfiil üçüncü tekil şahıs çekiminde kullanılan “dır” eki bazen düşebilir.
Aşağıdakilerin hangisinde buna örnek gösterebilecek bir kullanım vardır?
A- Ben bu derginin misafir yazarıyım.
B- Dergi ayda bir kere yayımlanıyor.
C- Derginin okuyucu kitlesi çok fazla.
D- Yazılar edebiyat dünyasında ses getiriyor.
E- Dergiyi kitapçılarda bulabilirsiniz.

20. “İsimfiil eklerini alan bazı sözcükler fiilimsi olmaktan çıkıp kalıcı isim olur.”
Aşağıdakilerin hangisinde buna uygun bir kullanım vardır?
A- Buralardan gitmek için birçok sebebim var.
B- Hatırlarsan, gidişi suskun olmuştu.
C- Yeri geldiğinde susmak, en güzel cevap olur.
D- Önümüzdeki günlerde ekmek fiyatlarının zamlanacağı söyleniyor.
E- Soru çözmeyi bırakıp arkadaşlarının yanına gitmiş.

21- Aşağıdakilerin hangisinde ’zirve’ kelimesi hem tekil hem soyut hem de cins isim olarak kullanılmıştır?
A)Dağın zirvesine ancak iki haftada tırmanabilmiştik.
B)Zirve, gençliğimde hiç kaçırmadığım bir spor dergisiydi.
C)Başarıda zirveyi yakalamak o kadar da kolay değil.
D)Onun gözü zirvelerde, bizimle ilgilenmez artık o.
E)Devlet başkanlarının katıldığı zirveler oldukça renkli geçiyor.

22- Aşağıdakilerin hangisi betimlemenin kullanıldığı metin türlerinden biri değildir?
A)Roman B)Tiyatro C)Hikaye D)Deneme E)Gezi yazısı

23-Aşağıdakilerden hangisi emredici metinlerin amacı olamaz?
A) Öğretmek B)Açıklama yapmak C)Bir işi yaptırmak D)Bir davranışı gerçekleştirmeye zorlamak E)Okuyucuyu duygulandırma

24.”Küresel ısınma bu hızla giderse gelecek elli yılda hava sıcaklıklarının her yıl bir derece artması sonucu kuraklık yaşanacaktır.”
Yukarıdaki cümlede nasıl bir anlatım biçimi benimsenmiştir?
A) Düşsel Anlatım B) Gelecekten söz eden anlatım
C) Kanıtlayıcı Anlatım D) Öğretici Anlatım E)Betimleyici anlatım

25. “Daireden yıllık iznimi alınca, iki saatlik zaman şuuru kürümü günde on iki saate çıkardım. Yirmi gün odama kapandım, bir yere çıkmadım. Kürüme sebatla devam ettim.”
Bu parça için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Öyküleyici bir anlatımdır.
B) Zaman kavramı vardır.
C) Anlatıcı 3. tekil kişidir.
D) Mekan belirlenebilir.
E) Sanatsal bir öykülemedir.

Cümle Türleri Ders Notu

Filed under: Uncategorized — Samurka @ 8:53 pm

1) CÜMLEDE EŞ ve YAKIN ANLAM
Aynı konuyu, aynı düşünceyi değişik kelimelerle ve söz dizimiyle anlatan cümlelerdir. Cümle hangi sözcüklerle ve nasıl kurulursa kurulsun, biz, verilen cümledeki düşünceyi aramalıyız. Bunun için o cümledeki anahtar sözcükleri doğru tespit etmek; ayrıca cümlede kullanılan edat ve bağlaçlara da dikkat etmek gerekir.
“Konuyu oldukça genel yönleriyle ele almışsınız.” cümlesinin eş anlamlısı.
-Konuyu ayrıntılara girmeden işlemişsiniz.
“Eskiden çok vakti yoktu, onun için uzun yazılar yazardı, şimdi vakti bol; daha kısa ve güzel yazılar yazıyor.”
-Kısa ve özlü yazmak için uzun zamana ihtiyaç vardır.
“Şiire yaşlı bir şair gibi başlamak, genç bir şair gibi onu sürdürmek gerekir.”
-Şiir, deneyim ve coşkunun ürünüdür. (?)
“Kimi genç şairler, şiirin kendileriyle başladığını, kimi yaşlı şairler ise şiirin kendileriyle bittiğini sanırlar.”
- Şairlerin genci de yaşlısı da şiirde güzelliğin ve başarının ölçüsünü kendi şiiriyle sınırlar.
2) NEDEN-SONUÇ CÜMLELERİ:
Neden-sonuç cümleleri iki bölümden oluşur. Birinci bölüm neden (sebep), ikinci bölüm ise sonuç bildirir. Bu tür sorularda eylemin hangi nedenle maydana geldiği
bizim için önemlidir. Daha çok “için, -den, -diğinden, ile” gibi edatlarla sağlanır.
Malzeme yetersizliğinden inşaat yarım kaldı.
Seni ziyaret edemedim, çünkü hastaydım.
Yağmurun yağmasıyla herkes içeri kaçıştı.
Yorgun olduğu için işi erken bıraktı.
Kazanamama korkusuyla gece gündüz çalışıyor.
Maddi imkansızlık yüzünden okuyamamış.
Fazla ışık gözlerime dokunduğundan perdeyi kapattım.
Büyükbaba öldü, sonra üzüntüsünden büyükanne öldü.
Müdür, yaşlı adama ters ters baktı. Adamcağız utancından büzüldükçe büzüldü.
Saha çamur olduğu için maç ertelenmiş.
Çocukların susuzluktan dudakları çatlamıştı
Şiddetli soğuklardan elleri ince ince yarılmıştı.
3) AMAÇ-SONUÇ CÜMLELERİ (AMAÇ ANLAMI TAŞIYAN CÜMLELER)
Eylemin hangi amaca bağlı olarak gerçekleştiği vurgulanır. Bu tür cümlelerde de “için, diye, üzere” gibi edatlardan yararlanılır.
Öfkesini yenmek için dışarı çıktı.
Yoksulluktan kurtulmak için şehre göç etmiş.
Kardeşi iyileşsin diye Allah’a dua ediyor.
Bildiklerini anlatmak üzere karakola başvurdu.
Bu sıkıntılara sınavı kazanalım diye katlanıyoruz.
Yabancı dil öğrenmek için kursa gidiyor.
4) KARŞIT ANLAMLI CÜMLELER
Anlam bakımından birbirinin zıddı olan sözcüklerin kullanıldığı cümlelerdir. Bu tür cümlelerde konu genellikle aynı, fakat konuya bakış açısı farklıdır.
Adamın yüzündeki yumuşak ifade bizimle konuşurken birdenbire sertleşmişti.
Dışarısı günlük güneşlik, sımsıcak, halbuki burada paltolarımız bile bizi ısıtmaya yetmiyor.
Derin boğazlara girdiğinde coşup köpüren ırmaklar, düze inince miskinleşiyor.
5) ŞARTLI CÜMLELER (BİR KOŞULA BAĞLI CÜMLELER)
Bazı cümlelerde temel yargının gerçekleşmesi bir şarta bağlanır. Buna göre birinci bölüm (yan yargı) koşul, ikinci bölüm ise o koşula bağlı olarak ortaya çıkan sonuçtur (temel yargı).
Türkçede koşul anlamı asıl olarak “-sE” şart ekiyle sağlanır. “ise”, “-dİkçE”, “mİ”, “ama”, “üzere”, “yeter ki” ile de koşul anlamı sağlanır.
Lodos eserse hava temizlenir.
Ne demek istediğimi, bu kitabı okursan anlarsın.
Yardım edersen işimi çabuk bitiririm.
Babanı gördü mü olanları anlatır.
Sizin için izin alırım, ama erken döneceksiniz.
İki saat sonra dönmek üzere gidebilirsin.
İstediğin arabayı alırım, yeter ki sınavı kazan.
Okula gideceksin ama otobüsle.
Onu gördükçe seni hatırlıyorum.
Bazı cümlelerde aslında istek anlamı vardır, ama yine de ikinci yargının gerçekleşmesi birinciye bağlıdır:
İzin verse de görüşlerimizi açıklasak.
Kar yağmasa da otobüsle gitsek.
Bazen yukarıda belirtilen ekler olmadan da cümlenin kendisinden bu anlam çıkarılabilir:
Konuşma, patlatırım.
6) KARŞILAŞTIRMA CÜMLELERİ
İki kavram, nesne, eser, kişi arasında yapılan kıyaslamaya karşılaştırma denir. Karşılaştırmada benzerlik, farklılık, üstünlük gibi değişik durumlar ifade edilir. Yani karşılaştırmanın hangi yönden yapıldığı ortaya konur. Bu durumda benzetme ve karşılaştırma edatları kullanılır.
Adnan yaşça Ahmet’ten büyük(tür).
Yeni şiirler eski şiirlere göre daha anlaşılır bir dille; ama daha anlaşılmaz, imgelerle yazılmaktadır.
Sağlığım geçen haftaya göre daha iyi.
Televizyon da sinema kadar etkilidir.
Bu konuda senden daha bilgilisi yok.
Bu çalışmayla daha iyi bir puan alabilirdin.
Dinlemek de konuşmak kadar önemlidir.
Öğretmen, sınıfın en çok konuşanını öne oturttu.
Öykülerini de okudu; ama bunları şiirleri ve oyunları kadar beğenmedi.
7) TAHMİN, İHTİMAL, OLASILIK CÜMLELERİ
İhtimal, olasılık ve tahmin, bazı verilere dayanarak gelecekteki bir şeyi, bir olayı kestirmek, onun olabilme ihtimalini göz önünde bulundurmaktır.
Bu tür cümleler, gerçekleşme şansı, ihtimali, tehlikesi olan bir durumu veya olayı ifade ederler.
Tahmin cümlelerinde olayların akışından hareketle sonuç görülmeye çalışılır. Kesinlik taşımayan, öznel yargılardır; cümleyi söyleyenin kendince ulaştığı bir sonuçtur.
Bu kış, şiddetli geçebilir. (bir ihtimal, belki)
Dün beni arayan Hakan olmalı. (büyük ihtimalle odur)
Adnan Bey’in yanındaki kardeşi olacak. (galiba)
Dün evde değildim, Fikret beni aramıştır. (aramış olmalı, büyük ihtimalle)
Ek-fiilin geniş zamanında kullanılan “-dir” eki fiillerden sonra kullanıldığında cümleye ihtimal, olasılık, tahmin veya kesinlik, kuvvetlendirme anlamları katar.
Bizin eller yeşillenmiştir. (tahmin)
Yurt dışına gidince bizleri unutmuştur. (tahmin, ihtimal)
Sınav iki basamak hâlinde uygulanacaktır. (kesinlik)
Bu eklerin dışında, “belki, galiba, sanırım,sanıyorum, zannederim, sanki, gibi” vb sözcüklerle ve “-ebil-” ekiyle de cümlelere olasılık anlamı katılabilir.
Yarın sizi ziyarete gelebiliriz.
Bu akşam geç kalabilirim.
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.
Sanıyorum o konu anlatılmadı.
Zannederim bu konuyla ilgileniyorsunuz.
Geç kaldık; sanırım o gitmiştir. (88-ÖYS)
“-e-bil-” yeterlilik bildiren yardımcı fiil olarak olasılık değil gücü yeterlik bildirir:
Öyle deme, ben de ağır işlerde çalışabilirim.(çalışmaya gücüm yeter)
8) EKSİK CÜMLEYİ TAMAMLAMA
Cümle bir yargı birimidir. Bu anlamda kendi içinde bir çelişki taşımamalıdır.
Sınavlarda bu konuyla ilgili sorular ya cümlenin kendi içinde tamamlanması ya da bir cümlenin en uygun başka bir cümleyle sürdürülmesi istenmektedir.
Kendi içinde tamamlanması gereken cümlelerde anlam bütünlüğü ve teknik yapı önemlidir.
II. ANLATIM YÖNÜNDEN CÜMLE
1) NESNEL ANLATIM
Nesnel: Objektif.
Gerçekliği kanıtlanabilir, bilimsel, ölçülebilir, herkese göre aynı olan; göreceli olmayan; kişilerin duygularına dayanmayan anlatım nesnel anlatımdır.
Nesnel anlatımda ölçülebilir, kanıtlanabilir ve yorumlara meydan vermeyen bir anlatım vardır. Nesnel anlatımda “bence” ve “bana göre”ye yer yoktur:
Yahya Kemal 20. yüzyılda yaşamış bir edebiyatçıdır.
İstanbul Türkiye’nin en büyük şehridir.
Nesnel anlatım sorularında her zaman “aşağıdakilerin hangisinde nesnellik vardır?” gibi soru kökleri olmayabilir. Kimi zaman da “aşağıdakilerden hangisi
söyleyenin kişisel düşüncelerini içermemektedir?” veya “yukarıdaki cümlelerin hangilerinde düşünce eksiksiz ve belirli bir kesinlikle anlatılmıştır?” gibi
sorular nesnelliğe aittir.
Kitaptaki ilk öykünün konusu köy yaşamıdır.
Oyundaki olaylar bir çiftlikte geçiyor.
Yazar, bu romanından sonra peş peşe altı oyun yazdı.
Romanın sonunda kahramanların hiçbiri umduğunu bulamıyor.
Bu, sanatçının en son çıkan şiir kitabıdır.
Öyküdeki kişilerin dördü kadın, üçü erkektir.
Romanda anlatılanlar Kurtuluş Savaşı yıllarında geçiyor.
Oyundaki olaylar, üç bin kişilik bir kasabada, bir çiftlikte geçiyor.
2) ÖZNEL ANLATIM
Öznel: İzafî, sübjektif, göreli, göreceli…
Öznel ifadeler, doğruluğu ve yanlışlığı kişilere göre değişebilen, kanıtlanamayan, tartışmalı, öznel, ölçülemeyen, duygulara bağlı, yorumlanabilir,
bilimsel olmayan yargılardır. Bu tür cümlelerde izlenimler, yorumlar, duygular, beğeniler ve kişisel görüşler anlatılır.
Yahya Kemal, 20. yüzyılın en başarılı şairidir.
İstanbul Türkiye’nin en güzel şehridir.
Karadeniz insanı çok inatçıdır.
En güzel kış meyvesi portakaldır.
Hikâyeciliğimizdeki en başarılı dönem o yıllardı.
En güzel yıllarımı o köyde geçirdim.
Şehirde yaşamak köyde yaşamaktan daha zordur.
Öykülerinde bir kuruluk, bir tekdüzelik görülüyor.
Oyundaki dekorlar, seyirciyi o günün ortamına götürerek oyunun etkisini büyük ölçüde artırıyor.
Öznel cümleleri varsayım ve olasılık; yorumlama, yakınma, eleştiri ya da beğeni içeren cümleler gibi gruplara ayırmak mümkündür.
a. Varsayım Cümleleri
Kimi cümleler gerçekte olmadığı hâlde varmış gibi kabul edilen durumları anlatabilir. Bu tür cümlelere varsayım cümleleri denir. Varsayım anlamı “diyelim (ki), farz edelim (ki), tut ki, tutalım (ki), kabul edelim (ki)” gibi sözcüklerle sağlanır.
Diyelim ki cüzdanını kaybettin..
Farz edelim okulu bıraktın, ne yapacaksın?
Böyle olduğunu kabul edelim, gururuna yedirebilecek misin?
Tut ki karnım acıktı.
Diyelim ki bu olay gerçek değildir.
Dikkat edilirse bu cümleler devamı olan cümlelerdir; tamamlanmamış ya da cevap
beklenen cümleler… Eğer “Dileyelim ki bu iş anlatıldığı gibi olmasın.” gibi bir cümle kurulursa, bu varsayım cümlesi olmaz.
b. Yorumlama Cümleleri:
Bu tür cümlelerde gizli veya hayali şeylerden anlam çıkarma söz konusudur.
Son günlerde hiç konuşmuyor, sanki bana gücenmiş.
Kimse beni dinlemiyor, sanki herkes bana cephe almış.
İkide bir karşıma çıkıyor, sanki beni izliyor.(93-ÖYS)
Sanki suçlu benmişim gibi surat asıyorsun.
c. Yakınma Bildiren Cümleler
Bu tür cümleler insanı pişman edecek şekilde sonuçlanmış olaylardan şikayeti dile getirir. “keşke, bari, hiç değilse, hiç olmazsa” gibi sözcüklerle ve “ki”
bağlacıyla kurulan cümlelerdir.
Keşke o gün evden çıkmasaydık.
Hiç olmazsa son sınavdan iyi not alsaydın.
Beni düşünmüyorsun bari kendini düşün.
Yüz kere söylesen de anlamaz ki!
Hiç değilse bir kez geç kalma.
Bu kadar fırsat verdik değerlendirmedi ki!
d. ŞAŞIRMA BİLDİREN CÜMLELER
Şaşırma anlamı soru ekiyle de sağlanabilir:
Biraz sonra bir batağın içine dalmayayım mı?
Bizim Ali orada da karşımıza çıkmasın mı?
3) DOĞRUDAN ANLATIM:
Başkalarına ait sözleri söylendiği gibi aktarmaktır.
Ali: “Bu kitabı iki kez okudum.” dedi.
Öğretmen:” Bu test sorularını evde çözeceksiniz.” dedi.
Dersten sonra etüt yapacağız, dediler.
Başbakan: “Kıbrıs, bizim toprağımızdır.” dedi.
Öğretmen, Ali’ye: “Arkadaşına söyle, yarın ödevini mutlaka getirsin!” dedi.
4) DOLAYLI ANLATIM:
Başkalarına ait sözleri değiştirerek, sadece içerik olarak aktarmaktır.
Ali, bana bu kitabı iki kez okuduğunu söyledi.
Yazar, roman kahramanının gerçek hayatta da yaşadığını söyledi.
Annem, akşam eve erken gelmem gerektiğini söyledi.
5) üslûp CÜMLELERİ
Üslûp, sanatçının yazım tekniği (yöntem, tarz, metot), kelime seçimindeki ve
cümle kuruluşundaki kendine özgülük; görüş, duyuş ve anlatış özelliğidir.
Sanat eserinde konu, anlatılan nesneyi; üslûp da bunun nasıl anlatıldığını ifade eder.
Kısacası, sanatçının dili ve anlatım özellikleri onun üslûbunu meydana getirir.
Aşağıdaki cümleler bir sanatçının üslûbuyla ilgili cümlelerdir:
Yazarın sade dili, parlak kelimelerle anlatımı bizi esere yaklaştırıyor.
Romancı, roman kişilerinin karakterlerini çizerken onların diliyle konuşmak zorundadır.
Bu ilk öykülerinde sıfatlardan, söz sanatlarından kaçınan yalın dili ve ayrıntıları gözlemlemedeki ustalığıyla dikkati çekti.
6) KİNAYELİ ANLATIM:
Cümlede ifade edilen düşüncenin, genellikle alaycı biçimde, tersini kasteden anlatım biçimidir.
Takımımız bu haftaki maçında muhteşem bir oyunla 4-0 mağlup oldu.
Çocuk o kadar çalışkandı ki her dönem en az beş zayıf getirirdi.
7) TANIM CÜMLELERİ:
Bir varlığın veya kavramın ayırt edici özelliklerini belirli bir kesinlikle ifade etmektir.
Gelgit, ayın çekim kuvvetinin tesiriyle denizin karaya yaklaşması ve karadan uzaklaşmasıdır.
Kafiye, mısra sonlarındaki ses benzerliğidir.
Sanat, hayatı yüceltme ve daha anlamlı kılma çabasıdır.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »

The Rubric Theme. Create a free website or blog at WordPress.com.

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.